SAYISI: 2021/209 E., 2021/316 K.

Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.07.2019 tarihli ve 2018/334 Esas, 2019/211 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.12.2019 tarihli ve 2019/1359 Esas, 2019/792 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 11.03.2021 tarihli ve 2020/1005 Esas, 2021/2078 sayılı Kararı ile özetle;
''Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine. Ancak;
Anayasanın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanıkların kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttükleri amaç ve saik bağlamında sanığın örgüt yapılanmasındaki konumu, örgütte kaldığı süre, faaliyetlerinin yoğunluluk ve çeşitliliği göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdinin derecesinde yanılgıya düşülecek yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi'' gerekçesiyle bozulması yönünde karar verilmiştir.

4. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 16.09.2021 tarihli ve 2021/209 Esas, 2021/316 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5.Dava dosyası,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.12.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafii temyiz dilekçesinde özetle;
-Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
-İstihbari mahiyetteki bilgilerin delil olamayacağına,
-BTK verilerinin çelişkili olduğuna,
-Tespit değerlendirme tutanağının sanığa ait olmadığına,
-Bank Asya hesabının talimat doğrultusunda açılmadığına,
-TCK 30 uncu maddesinin değerlendirilmesi gerektiğine,
-Kararın bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık adına kayıtlı kullanımında olan 0553 (...)(..) 83 GSM hattı üzerinden 282879 sayılı User ID ile sanığın ByLock kullanıcısı olduğu, kullanıcı adının "hsn571" olduğu, Roster Kayıtlarında bu kullanıcının "marmara" şeklinde kaydedildiği, sanığın söz konusu hattı 23.02.2015 tarihinde Araç Noter Satışında irtibat numarası olarak bildirdiği, Sahibinden, Çiçek Sepeti, English Home isimli firma, kurum ve internet sitelerine iletişim bilgisi olarak belirttiği, sanığın ByLock'ta "kadro" isimli grup içerisinde yer aldığı, söz konusu ByLock hesabına ilişkin olarak mesajlaşma içeriklerinin bulunduğu, sanığın Bank Asya hesap hareketlerinin incelenmesinde 2013 yılı Aralık ayında hesabında 59,33 TL para bulunmasına karşın örgüt ele başının kamuoyuna yansıyan Bank Asyaya para yatırılması ve bankanın işlem hacminin artırılmasına yönelik talimatının olduğu dönem olan 2014 yılı Ocak ayında hesabına 19.085,28 TL para yatırdığı, Ocak ile Eylül ayları arasında paranın genel olarak artış gösterdiği, asıl talimat dönemi olarak bilinen 2014 yılı Eylül ayında hesabındaki paranın 48.383,15 TL yükseltildiği, aynı zamanda hesap hareketlerinde Asya Emeklilik ve Hayat ve ... medya ödemelerinin bulunduğu, tanıkların beyanlarının birbirini doğrular şekilde sanığın örgüt içerisinde sanığın esnaflarla ilgilendiği ve esnaflardan topladığı paraları örgüt evlerine yönlendirdiği, sanığın örgütün Çamlıca Bölge Muhasebecisi olduğu belirtilerek mahkumiyetine dair karar verilmiştir.

Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Bozmaya uyularak yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarihli ve 2021/209 Esas, 2021/316 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.06.2024 tarihinde karar verildi.