SUÇLAR: Görevi yaptırmamak için direnme, kasten yaralama

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Suçta kullanılması nedeniyle müsaderesi talep olunan Adli Emanetin 2012/565 sırasında kayıtlı tüfekle ilgili olarak bir karar verilmemiş ise de, Mahkemesince bu hususta her zaman karar verilebileceği öngörülerek, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Yerel Mahkemenin 16.09.2014 tarihli kararı ile sanıkların, görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 43 ile 62 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kasten yaralama suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 ile 50 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, karar vermiştir.

2.Kararın sanıklar ile katılanların temyizi üzerine incelemeyi yapan Dairemizin 15.01.2020 tarihli ilamı ile, sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünde bir değerlendirme yapılmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi ile 265 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiği, suçta kullanıldığı kabul edilen tüfeğin müsaderesinin gerekip gerekmediği yönünde bir karar verilmediği, kabule göre de, hükümden sonra yapılan kanuni değişiklikler nedeniyle uzlaşma kapsamına alınan kasten yaralama suçunda, sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozma kararı verilmiştir.

3.Bozmaya uyularak yapılan yargılamada Yerel Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sanıkların, görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 43,29 ile 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kasten yaralama suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29,62 ile 50 nci maddeleri uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, karar vermiştir.

4.Tebliğname'de sanık ... hakkındaki hükümlerin onanması, sanık ... hakkındaki hükümlerin ise bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.

Kendisi adına asaleten diğer sanık yönünden vesayeten sanık ...'ın temyiz istemi, eksik inceleme ile karar verildiğine, atılı suçları işlemediklerine, savunmalarına itibar edilmediğine, son söz hakkının verilmediğine, haksız tahrik nedeniyle cezalarında daha fazla indirim yapılması gerektiğine, sanık ...'ın kısıtlı olması nedeniyle hakkında hüküm kurulmaması gerektiğine yöneliktir.

Sanık ...'ın, borcu nedeniyle hacze gelen alacaklı vekili ile icra memuruna yönelik tehdit içerikli sözler sarf ettiği, ardından her iki sanığın haczin yapılmasını engellemek amacıyla araçla alacaklı vekili ile katibini kovalayarak yaralanmalarına neden oldukları iddiasıyla kasten yaralama ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından açılan davada Yerel Mahkeme, tüm dosya kapsamına göre sanıkların atılı suçlardan cezalandırılmalarına karar vermiştir.

1.İddia, sanıkların savunmaları, katılanların beyanları, haciz tutanağı, raporlar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'ın haczin icrası sırasında olay mahallinde bulunan alacaklı vekili ile icra memurunu tehdit edip, ardından oğlu ile birlikte içinde bulundukları araçla alacaklı vekili ile katibini kovaladıkları, araçtan kaçan katılanların yolun kenarındaki çalılıklara doğru atlayarak yaralandıkları anlaşılmakla sanıkların bu suçlardan cezalandırılmalarına yönelik Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiş, yerinde görülmeyen temyiz istemine itibar edilmeyip, sanık ...'ın alkol bağımlısı olması nedeniyle kısıtlanmış olmasının 5237 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası dikkate alındığında kusur yeteneğini ortadan kaldırmayacağı anlaşılmakla Tebliğname'deki görüşe de iştirak edilmemiştir.

2.Sanıklara yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve kasten yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan verilen netice ceza, 2 yıl 1 ay yerine 1 yıl 13 ay biçiminde eksik tayin edilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında kendi adına asaleten sanık ... adına vesayeten sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.