Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 16.Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2014 tarihli ve 2013/607 Esas, 2014/295 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşürülmesine karar verilmiştir.
2..Ankara 16.Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2014 tarihli ve 2013/607 Esas, 2014/295 Karar sayılı kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2017/34345 Esas, 2019/8796 Karar sayılı kararı ile; "katılan ile sanığın bir dönem ... Tekstil San. Ltd. Şti’nin ortağı oldukları,sanığın 02/06/2010 tarihinde şirketteki payını devrederek ortaklıktan ayrıldıktan sonra 01/07/2008-02/06/2010 tarihleri arasında şirketin defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede sanığın şirkette yapmış olduğu tahsilatları şahsi hesabına geçirip şirket hesabına aktarmayarak üzerine atılı suçu işlediği iddia edilen olayda, sanığın eyleminin TCK’nın 155/2 maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği, bu nedenle işin esasına girilerek tarafların dinlenilmesi, şirket defter ve kayıtlarının getirtilerek gerekli incelemeler yapılması ve neticesine göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden TCK’nın 155/1 maddesi gereğince şikâyet yokluğundan düşme hükmü verilmesi, kanuna aykırı" olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine, Ankara 57.Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2021/347 Esas, 2022/420 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
1.Katılanlar vekilinin temyiz isteği; sanık tarafından şirkete ortak olduğu dönemde gerek kapora adı altında tahsil edilen bedelleri, gerekse şirket alacağı olarak tahsil edilen alacakları şirket hesabına geçirmeden şahsi hesabına aktardığına, buna ilişkin hesap ekstrelerinin olduğuna, eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci maddesine göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna, mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile sanığın mahkûmiyeti yerine beraatine karar verildiğine ilişkindir.
Sanığın, 29.06.2005 de kurulan, 01.07.2005 de ticaret siciline tescil edilen ... Teks. San. Ltd. Şti.'nin %50 oranında ortağı olduğu, şirketteki 1/2 payını 02.06.2010 tarihinde ...'e devrettiği, buna ilişkin devrin 05.07.2010 tarihli ticaret sicili gazetesinde ilan edildiği, şirkete ait hesaplarda yapılan incelemelerde bir miktar paranın sanık üzerinde kaldığının tespit edildiği, bu konuda ticaret mahkemesine dava da açıldığı, sanığın katılan şirkete ait parayı uhdesinde tuttuğu, şirket hesabına yatırmadığı iddiası ile açılan kamu davasında, sanığın üzerine atılı eylemin hukuk mahkemelerinde ileri sürülmesi gereken ihtilaf niteliğinde, olduğu, ceza mahkemesinde ileri sürülebilecek bir durum olmadığı gerekçesiyle temyize konu beraat hükmü kurulmuştur.
Güveni kötüye kullanma suçu 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinde düzenlenmiş olup, madde gerekçesinde; 'Bu suçla mülkiyetin korunması amaçlanmaktadır. Ancak, söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen kişi (fail) arasında bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Bu ilişkinin gereği olarak taraflar arasında mevcut olan güvenin korunması gerekmektedir. Bu mülahazalarla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar, cezai yaptırım altına alınmıştır. Suçun konusunu oluşturan mal üzerinde belirli bir şekilde kullanmak üzere fail lehine zilyetlik tesisi gerekir. Bu nedenle, güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisinin varlığı gereklidir.' açıklaması yapılmıştır.
Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, belirli biçimde kullanılmak için hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edilmektedir. Söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında bir sözleşme ilişkisinin mevcut olması ve bu hukuki ilişkinin gereği olarak taraflar arasında oluşan güvenin korunması gerekmektedir. Hukuksal anlamda geçerli bir sözleşmeden söz edilebilmesi için ise tarafların iradelerinin aldatılmamış olması gerekmektedir.
Dosya kapsamına göre, sanık ile katılan ...'ın ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne 1/2 ortak oldukları, sanığın şirketteki payını 02.06.2010 tarihinde ...'e devrettiği, devre ilişkin ilanın ticaret sicili gazetesinin 05.07.2010 tarihli sayısında ilan edildiği, katılan şirket yetkilisi tarafından sanık aleyhine 03.08.2011 tarihli dava dilekçesi ile Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/405 E., 2012/245 K. sayılı dava dosyası ile temyize konu ceza dosyasında ileri sürülen hususları da içerir alacak davası açıldığı, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; sanığın şirketteki payını devretmeden önce fiilen ortaklık adına çalıştığı dönem içerisinde, bir kısım sipariş fişleri ile alınan iş bedellerinin sipariş verenler tarafından doğrudan hesabına aktarıldığı, bu bedellerin daha sonra sanık tarafından şirket hesaplarına yatırılmadığının sabit olduğu gerekçesiyle 18.665,00 TL bedelin sanıktan tahsili ile katılan şirkete ödenmesine karar verildiği, buna ilişkin kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 09.09.2013 tarih ve 2013/6037 E., 2013/15190 K. sayılı kararı ile hükmün onandığı, sanığın karar düzeltme kanun yoluna başvurması üzerine talebin yine aynı Dairece 07.02.2014 tarihli karar ile reddine karar verildiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 155 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetine yönelik karar verilmesi gerektiği gözetilmeden atılı suçtan beraatine ilişkin hükmü kurulması,
hukuka aykırı bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.