B O Z M A Ü Z E R İ N E
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davanın kısmen kabulü
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine davacı hakkında Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1086 sayılı HMUK'un 427. ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece; davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 20.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 6.444,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce ''maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazla olduğu'' gerekçesi ile gerekçesi ile hüküm bozulmuş, bozma ilamı üzerine mahkemece davanın kısmen kabulü ile 5.102,12 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın reddine karar verilmesi gerektiği, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, tazminat miktarlarının fazla olduğuna ve saire ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
Mahkemece; tazminat talebinin dayanağı olan Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/348 Esas - 2015/45 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının örgüt kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti yapma suçundan 17.08.2006 – 11.09.2007 tarihleri arasında 390 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 16.02.2015 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen kararın davacıya tebliğ edildiği, davanın tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen 3 aylık süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.