... ile ... ve ... aralarındaki muvazaalı satışın iptali ve alacak davasının reddine dair... Aile Mahkemesinden verilen 23.11.2010 gün ve 44/145 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı vekili, tarafların 1996 yılında evlendiklerini, 403 ada 125 parsel üzerindeki 5 nolu bağımsız bölümün birlikte satın alınmasına rağmen davalı eşin güvenini kötüye kullanarak vekil edeninden mal kaçırmak amacıyla ve kötü niyetli olarak taşınmazı kız kardeşi adına tescil ettirdiğini, tarafların muvazaalı olarak işlem yaptıklarını açıklayarak muvazaalı işlemin iptali ile taşınmazın davalı eş adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 50.000 TL taşınmaz bedelinin yasal faiziyle birlikte davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiş, 05.05.2010 tarihli oturumda, aynı taşınmaz hakkında mal rejiminden kaynaklanan katkı payı alacağına ilişkin olarak ...1. Aile Mahkemesinin 2009/557 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, eldeki davanın ise muvazaalı olarak yapılan tasarrufun iptaline yönelik bulunduğunu bildirmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın muvazaalı tasarrufun iptaline ilişkin olup davacı tarafça muvazaanın kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının ...1. Aile Mahkemesinin 1999/557 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu, davalı ... tarafından diğer davalı kız kardeşine yapmış olduğu parasal yardımın katkı payı alacağı davasında istenilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

taraf muvazaasına dayalı tasarrufun iptali isteğine ilişkin olup, mal rejimine ilişkin davanın başka bir dosyada derdest olduğu anlaşılmaktadır. Bu yön mahkemenin ve tarafların kabulündedir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK.m.118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını hükme bağlamıştır. Eldeki dava şahsi haktan kaynaklanan muvazaa işleminin iptaline ilişkin bulunduğuna göre Aile Mahkemelerinin görev kapsamı dışında ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı içerisinde kalmaktadır.
Görev kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Her ne kadar, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Aile Mahkemesine gönderilmiş ise de Yargıtay denetiminden geçmeyen görevsizlik kararları kesin hüküm oluşturmayıp sonuca etki etmez. Mahkemece uyuşmazlığın niteliği gereği dava dilekçesinin görev yönünden reddine dosyanın görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 675,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 19.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.