İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davaya konu, Antalya ili Kepez ilçesi ... Köyü 1012 parsel sayılı (yeni 29665 ada 1 parsel) taşınmazın 1963 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu sonucunda ... adına senetsizden tarla olarak tespit edildiği ve 1968 yılında yapılan askı ilanı süresi sonunda tespitin 16.02.1968 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekili; Antalya ili Kepez ilçesi ... Köyü 1012 parsel sayılı taşınmaz 70-80 yılı aşkın süredir davacıların murisi ... zilyetliğinde bulunduğu halde 1946 yılında yapılan kadastro tespitinde parsel numarası karıştırılarak ilk tesis maliki gözüken ... adına tapuya kayıt ve tescil edilerek yolsuz tapu kaydı oluşturulduğunu, ... 'in ölümü üzerine taşınmazın mirasçılarına intikal ettiğini ve mirasçılarından ... 'ın borcu nedeniyle hissesi haczolunarak ortaklığın giderilmesi davası sonucunda taşınmazın satışına karar verildiğini, dava konusu taşınmazın ve üzerindeki muhdesatın davacılar ve murisleri ... 'e ait olduğunun davalılar ve murisleri tarafından da bilindiğini, dava konusu parselin davacıların murisi adına tespit olunduğunu ancak taşınmaz orman tahdit sınırları içerisinde kaldığından muris ... adına tapuya kayıt ve tescil olunamadığını, taşınmazın orman tahdit sınırları içerisine alınmasına ilişkin orman tahdidine karşı Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/259 Esas ve 1975/100 Karar sayılı dosyası kapsamında dava konusu taşınmazın davacıların murise ait olduğunun tespit edildiğini, davalı ...'ın taşınmazı ihaleyle alan kişi olduğunu ve taşınmazın davacıların zilyetliğinde olduğunu bildiği halde ihale yoluyla satın aldığından kötüniyetli olduğunu beyanla, dava konusu 1012 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının hataya dayalı yolsuz tescil olduğunun tespitiyle iptaline ve hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...; tapu iptali ve tescil davasında Kadastro Mahkemesinin değil Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, taşınmazda 1946 yılında kadastro çalışması yapıldığını ve yapılan kadastro çalışmaları üzerinden 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazı Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2014/30 satış dosyasında yapılan açık artırım neticesinde satış memurluğunun yaptığı satışa güvenerek satın aldığını, 1973 yılından beri Antalya merkezinde ikamet ettiğinden köydeki taşınmazların kimin olduğunu ve kimin tarafından kullanıldığını bilmediğini, ihale esnasında kimsenin müdahale etmediğini, taşınmaz satışı hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı olduğunu ve yolsuz tescille edinilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesi uyarınca belirlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesince davanın, davacı tarafından tesis kadastrosundan önceki sebeplere dayalı olarak kesinleşmiş tesis kadastrosuna itiraz davası niteliğinde kabul edilerek 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup, bu sürenin de kadastro tespitinin kesinleştiği 1968 yılından davanın açıldığı tarihe kadar dolduğu belirlenerek, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve Kanun'a aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.