Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre; Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2013 tarihli ve 2013/646 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle Tarsus 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Tarsus 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2014 tarihli ve 2013/196 Esas, 2014/409 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 51 inci maddeleri, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca erteli 10 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 30.10.2017 tarihli ve 2017/21947 Esas, 2017/21799 Karar sayılı ilamıyla uzlaştırma kurumunun uygulanması için bozulmasına karar verilmiştir.
4. Uzlaşmanın sağlanamaması üzerine Tarsus 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2018 tarihli ve 2017/640 Esas, 2018/555 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 51 inci maddeleri, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca erteli 10 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyizi; verilen cezanın fazla olması nedeniyle hükmün bozulması istemine ilişkindir.
1. Katılanın...lçesinde arazisinin bulunduğu, mimar arkadaşının tavsiyesiyle arazisinin yan tarafındaki gayrimenkulü de almaya karar verdiği, arsa sahiplerini bilmediği için işlemleri takip etmesi amacıyla emlakçılık yapan sanığa durumu izah ettiği, 02.04.2012 tarihinde sanığın arsanın sahipleri bulduğunu, Afyon'da yaşadıklarını belirterek işlemleri takip için 500,00 TL para aldığı, bir hafta sonra arsanın çok sayıda mirasçısının olduğunu, bu kişilerle görüşerek problemlerini çözdüğünü, veraset ve vekâletname işlemlerini halletmesi için 12.000,00 TL para daha isteyerek ikna edip katılanın parayı teslim etmesini sağladığı, sonrasında katılanın sanığa ulaşamadığı, sanığın arsa sahipleri ile görüşerek satışa ikna ettiğini belirtip işlemler için katılandan para almasına rağmen bu işlemleri yapmadığı, savunmasında ise; arsa sahibini bulamadığını ve katılandan aldığı parayı harcadığını belirterek tevilli ikrarda bulunduğu anlaşılmıştır.
2. Dosyanın uzlaştırma işlemleri için bozulduğu, katılanın uzlaşmak istememesi sebebiyle uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.
3. Mahkemesince dosyaya yansıyan tüm deliller çerçevesinde sanık hakkında dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Farklı zamanlarda katılandan birden fazla para alan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapışmamıştır.
2. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
a) Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanık hakkında fazla ceza tayini,
b) 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, 23.06.2014 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Hususları hukuka aykırı bulunmuş ise de, anılan hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün birinci, ikinci ve üçüncü paragraflarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "300 gün", "250 gün" ve "5.000,00 TL" ibarelerinin çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "4 gün" ve "80,00 TL" ibarelerinin eklenmesi ve hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yargılama giderleri ile bozma kararı sonrası yapılan uzlaştırmacı giderinin sanıktan tahsiline," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.