SUÇLAR: Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2015 tarihli ve 2015/108 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247,248,249 ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2015/232 Esas, 2016/104 Karar sayılı kararı ile sanığa ek savunma hakkı da verilmek suretiyle;
a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve son cümlesi, 43,168 ve 62 nci maddelerinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 7.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257,43 ve 62 nci maddeleri, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapisten çevrili 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Karar verilmiştir.

1.Katılan vekilinin temyizi; verilen cezanın az olduğuna ilişkindir.

2. Sanık müdafiinin temyizi; iddianamede tanımlanmayan suçlardan mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, ek savunma hakkı tanınmaksızın suç vasfının değiştiğine, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına, hilenin somut olayda bulunmadığına, görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için kamu zararının oluşması gerektiğine, oysa ki sanığın zararları giderdiğine, bu suçun da unsurlarının oluşmadığına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin tatbik edilmeme gerekçesinin yerinde olmadığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin memuriyet kaybına sebep olacağına ilişkindir.

Sanığın, katılan ... Belediyesinde 15.03.2011 tarihinde itfaiye eri olarak göreve başladığı, 25.03.2013 ila 27.05.2014 tarihleri arasında mali işler bölümünde maaş mutemedi olarak görevlendirildiği, sanığın farklı zaman dilimlerinde ek göstergesini fazladan girmek suretiyle toplam 8.507,34 TL haksız menfaat sağladığı, sanığın bu eylemi nedeniyle zimmet suçundan kamu davası açıldığı, Mahkemece sanık savunması bilirkişi raporu, dosya arasına alınan belgeler, kurum yazıları, oluş ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında kamu kurumu aleyhine zincirleme şekilde dolandırıcılık ve zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, sanığın kamu zararını soruşturma aşamasında gidermesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin de tatbik edildiği anlaşılmıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;
Mahkemece hem ... Belediyesinin hem de İçişleri Bakanlığının katılmasına karar verilerek her iki kurum vekili lehine ve sanık aleyhine olacak şekilde ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; katılan belediyenin tüzel kişiliği olup kamu davasına katılma hakkının bulunması karşısında; suçtan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının davaya katılma hakkı bulunmadığı göz ardı edilerek usulsüz olarak verilen katılma kararı uyarınca şikâyetçi bakanlık lehine sanık aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik katılan vekilinin ve sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından (C-1) numaralı paragrafının çıkartılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.03.2024 tarihinde karar verildi.