Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Temyizin kapsamına göre, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2015 tarihli ve 2015/1932 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 ve 53 üncü maddelerinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2015/203 Esas, 2016/149 Karar sayılı Kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204,62 ve 53 üncü maddelerinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyizi; sanığın yargılamanın başından beri ... ve ... adında iki kişiden bahsettiğine, bu kişilerin beyanlarının maddi gerçekliğe ulaşılması bakımından önem arz ettiğine, ...'un sanık ...'a araba alım satımı nedeniyle 500.000,00 TL den fazla borcu olduğuna, sanığa karşı yağma suçundan ağır ceza mahkemesinde yargılandığına, İbrahim'in plan yaparak borçları nedeniyle suça konu çeki ve bununla birlikte 7 adet çeki daha ...'ye ciro ettirerek sanığa verdiğine, sanığın da bu çeki kullandığına, Süleyman ve İbrahim adlı kişilerin kim olduğunun belli olduğuna, bu kişilerin dinlenmesinden sarfınazar edilerek sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Sanığın yasal unsurları haiz tamamen sahte olarak üretilmiş suça konu çeki arkadaşı olan ...'na aralarında herhangi bir ticari ilişki olmaksızın PVC malzemesi alması için ciro ederek verdiği, ...nun da bu çeki piyasaya sürdüğü, son hamil tarafından bankaya ibraz edildiğinde çekin tamamen sahte olması nedeniyle bankaca suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.

2. Sanık, ... isimli kişiye daha önceden araba sattığını, bu kişiden alacaklı olduğunu, ...'un örgüt kapsamında borcunu ödememek amacıyla kendisine karşı yağma suçunu işlediğini, alacağının yaklaşık 1/3 ü tutarında 550.000,00 TL lik 8 ayrı çek verdiğini, suça konu çekin de bu çeklerden birisi olduğunu, suça konu çekleri bizzat yanında ... isimli kişinin ciro ederek kendisine verdiğini, ...'un kendisine karşı işlediği yağma suçundan dolayı İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını savunmuştur.

3. Mahkemesince suça konu dosyanın istendiği, dosyanın iddianame ve duruşma tutanaklarının bir kısmının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden, bir kısmının fiziki olarak gönderildiği, ...'un sanığa karşı yağma suçunu işlediği iddiasını da içeren ve başka olayları da ihtiva eden kapsamlı bir dosya olduğu belirlenmiştir.

4. Suça konu çekle ilgili alınan ekspertiz raporuna göre; sanık ...'e atfen atılan cironun sanığın eli ürünü olduğu, çekte ilk ciranta gözüken Mays Kuyumculuk ve ... cirolarının aynı kişinin eli ürünü olduğu belirlenmiş, suça konu çekteki diğer yazı ve imzaların sanığa aidiyetinin tespit edilemediği anlaşılmıştır.

5. Mahkemece sanığın savunmasında geçen ... ve ...'un dinlenmesi yönünde ara karar kurulup bu kişilerin araştırılmasına karşın bulunamadığı gerekçesiyle ara karardan sarfınazar edilmiştir.

6. Tüm bu deliller ışığında; sanığın ...'nin açık adresini verilen süreye rağmen bildirememesi de göz önünde bulundurularak Mahkemece sanığın mahkûmiyetine hükmedilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.03.2024 tarihinde karar verildi.