İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2017 tarihli ve 2017/21 Esas, 2017/109 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.07.2019 tarihli ve 2018/329 Esas, 2019/516 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.11.2021 tarihli bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafinin temyiz istemi özetle,

1.Sanığın ByLock kullanmadığına,

2.ByLock kayıtlarının çelişkili olduğuna, dosyadaki kayıtların uzman ve tarafsız bilirkişi heyeti tarafından incelenmesini talep ettiklerine ancak taleplerinin reddedildiğine,

3.BTK kayıtlarındaki bilgilerle GSM şirketinden mahkemeye gönderilen HTS raporundaki baz istasyonu, tarih ve saat bilgilerinin birebir aynı olması gerektiğine ancak baz istasyonu, tarih ve saat bilgilerinin uyumsuz olduğuna ve eşleşmediğine,
4.Hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmeyen delillerin ceza yargılamasında kullanılamayacağına,

5.ByLock iddialarına ait tüm verilerin yüksek mahkemece delil kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğine,

6.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
a-)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında, "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı''nın kabul edildiği dikkate alınarak, atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olan ve temyiz aşamasında gelen detaylı 216087 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
b-)İstinaf aşamasında dosyaya gelen tanık ...'nin beyanları ve 12.12.2017 tarihli dijital materyallere ilişkin teknik inceleme ve export raporu ile temyiz aşamasında gelen tanıklar ... S. ve ... K.'nın beyanlarının 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup gerekirse ..., ... ve ... 'nın tanık sıfatıyla anlatımlarına başvurulduktan sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
c-)UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankası üzerinden ve ilgili kolluk birimlerinden sorulmak suretiyle sanıkla ilgili beyan bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa onaylı suretleri dosyaya getirtilip, gerekirse tanık veya tanıkların duruşmaya çağrılıp dinlenilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 17.07.2019 tarihli ve 2018/329 Esas, 2019/516 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.