Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; Manavgat ilçesi ... Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmazın tapu kütüğüne kayıtlı olmadığını, taşınmazın aynı zamanda orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının dışında bulunduğunu, orman vasfı taşımayan yerlerden olduğunu, ilgili taşınmazın 1960'lı yıllardan beri davacı tarafından malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, taşınmaz üzerinde davacıya ait olan ve halen kullanmaya devam ettiği evin de bulunduğunu, davacının yaklaşık olarak 54 yıldır taşınmazı nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla kullandığını, davacı adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmazın edinme koşulları oluştuğunu belirterek; dava konusu taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili; söz konusu taşınmazda imar ihyaya ilişkin bir olgunun olmadığını, dava konusu taşınmazın 01.04.2014 tarihinden itibaren Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde kaldığını, Belediye sınırları içinde kalan mücavir alanlarda imar ihyaya dayalı kazanımın mümkün olmadığını, nizalı taşınmazın kadastro tespiti sırasında taşlık, kayalık, çalılık ve fundalık olması nedeniyle tespit harici bırakıldığını, taşınmazın imar ihya ve zilyetlikle kazanmaya elverişli olmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi gereğince taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini, ayrıca nizalı taşınmazın tapulamasının yapıldığı tarihle uygulamanın kesinleştiği tarihe kadarki dönemde kanunun aradığı anlamda kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazla ilgili olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinde belirtilen zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının bulunmadığını, bir taşınmazın tespit harici bırakılmasının o yerin zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi için tek başına yeterli olmadığını, nitelendirme yapılmaksızın tespit harici bırakılan bir yerin ise öncesinin hava fotoğraflarına bakılması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 03.11.2015 tarihli ve 2014/120 Esas, 2015/670 Karar sayılı kararla; davanın kabulüne, fen bilirkişileri ... ve ... tarafından tanzim olunan 12.03.2015 tarihli rapor ve ekindeki krokide (A) harfi ile sarı renkle gösterilen 4.563,70 m²’lik taşınmazın davacı ... oğlu 1945 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.04.2019 tarihli ve 2016/13005 Esas, 2019/2942 Karar sayılı ilamıyla; ".... Mahkemece çekişmeli taşınmazın sınırları içinde bulunduğu büyükşehir belediye başkanlığı dahil edilmeden davaya devamla hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır. Mahkemece; 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun)
Geçici 1 inci maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, dava konusu taşınmazın sınırları içinde bulunduğu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya katılımı sağlanarak taraf teşkili oluşturulmalı, delilleri toplanmalı, ondan sonra davanın esası hakkında bir karar verilmelidir." gerekçesiyle bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davaya konu taşınmazın fen bilirkişilerinin 12.03.2015 tarihli krokili raporunda (A) harfiyle sarı renkle gösterdikleri 4.563,70 m²’lik kısım olduğu, bu taşınmazın ... mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığı, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, antik ya da doğal sit alanı içerisinde kalmadığı, evveliyatının taşlık, çalılık niteliğinde iken davacı tarafından masraf ve emek sarfıyla temizlenerek imar-ihya edilerek tarla olarak arpa, buğday, yulaf ekilmek suretiyle kullanıldığı, taşınmaz üzerinde davacı tarafından dikilmiş çeşitli cins ve yaşta meyve ağaçlarının bulunduğu, ayrıca davacının taşınmaz üzerine 3 adet ev yaptırdığı, evlerden en eski olanının yaşının 40-50 arasında olduğu, Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesindeki 100-40 dönümlük sınırların aşılmadığı, taşınmazın imar ihyasının 45 yıl önce tamamlandığı, bu taşınmazda davacı dışında hak eden başka kimselerin bulunmadığı, davacının taşınmaza en az 45 yıldır aralıksız ve çekişmesiz olarak malik sıfatıyla zilyet olduğu, davacı lehine kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, fen bilirkişileri ... ve ... tarafından düzenlenen 12.03.2015 tarihli rapor ve ekindeki krokide (A) harfi ile sarı renkle gösterilen 4.563,70 m²’lik taşınmazın davacı ... oğlu 1945 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

UYAP ile oluşturulan elektronik ortamdan dosya içerisine gelen Antalya Valiliği Kadastro Müdürlüğünün 02.02.2021 tarihli yazısından; dava konusu taşınmazın bulunduğu Manavgat ilçesi ... Mahallesinde dava tarihinden sonra kadastro çalışması yapıldığı ve dava konusu taşınmaz hakkında 145 ada 4 parsel numarasıyla kadastro tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinde, Kadastro Mahkemesinin görevinin, her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği gün başlayacağı açıklanmış, anılan Kanun'un 27 nci maddesinde ise, yerel hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevinin sona ereceği belirtilmiştir.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, hakkında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmaz hakkında görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğu göz önüne alınıp, 3402 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kadastro Mahkemesine devredilmesi ve yapılacak araştırmada hakkında tutanak düzenlemeyen taşınmaz bölümü/bölümleri bulunduğunun anlaşılması durumunda ise bu bölümler yönünden işin esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması cihetine gidilmiş ve bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.