Esastan ret
BİRLEŞEN DAVA: Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/50 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki asıl tazminat, birleşen eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti men'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 1998-2006 yılları arasında Almanya’da, 2006-2011 yılları arasında ise Türkiye’de “Hafıza Tekniği ile Okuma Yazma Yöntemi = Bazal Öğrenme Kuramı” isimli eğitim sistemini öğrenip fiilen uyguladığını, kuramın temel özelliklerinin “DERS NOTLARI” başlıklı belgede açıklanıp bir örneğinin davalılar ... ... Ltd. Şti. ile ...’a gönderildiğini, eserin hazırlanması sürecinde yararlanılan 18 adet kaynak eserlerle ilgili olarak “Kaynaklar” başlıklı bir liste hazırlanıp ayrıca “Berlin Çalışma Belgeleri” isimli dokümanın düzenlediğini, yaratılan eserlerin noterler aracılığıyla tespit ettirilip, ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde tescil ettirildiğini, davalı ...’un Gazi Üniversitesinden müvekkilinin hocası ve diğer davalı ... ... Ltd. Şti.'nin fiili sahibinin de ... olduğunu, anılan davalının, dava konusu "Bazal Öğrenme Kuramı"nın değişik öğretim kurumlarında uygulanması ve kitap haline getirilmesi yönünde müvekkiline ümit ve sözler verdiğini, bu kapsamda davalı ...’un yardım etmesi sonucunda müvekkilinin Milli Eğitim Bakanlığı, Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı tarafından 03.03.2011 ila 23.05.2011 tarihleri arasında pilot uygulama bölgeleri olarak seçilen Ankara Çankaya Süleyman Uyar İlköğretim Okulu ile Ankara Çankaya Özel Maya Okullarında dava konusu pilot projeyi uygulamak üzere geçici olarak proje uygulamacısı olarak görevlendirildiğini, çeşitli DVD’lerde ders uygulamasını ve yöntemi gösteren video kayıtlarının bulunduğunu, pilot uygulama projesinde 11.04.2011 tarihinde müvekkilinin göreve başladığını, proje uygulamasıyla ilgili tüm bilgi, belge, bilgisayar ve materyallerin müvekkilinin rehberliğinde, Özel Maya Okulları tarafından temin edildiğini, pilot uygulama projesinin bitiminde Bakanlığa verilmesi gereken raporun hazırlanması için müvekkilinin elindeki tüm dokümanları davalı ...’a elektronik ileti olarak gönderdiğini, 21.06.2011 tarihli Özel Maya Okullarını ziyaretinde kendi adına bilgisayara kaydettiği doküman adının “... Akademi” olarak değiştirildiğini, çalışma sayfalarına da kitap haline getirmek amaçlı sayfa numaraları verildiğini, ancak numaralamanın yanlış yapıldığını tespit ettiğini, davalı ...’un teknik destek dışında hiçbir katkısı olmadığını, dahası kuramı özümsemediği halde hazırlattığı taslak eseri, davalı ... Danışmanlık ... Ltd. Şti. matbaasında Özel Maya İlköğretim Okulu yayını olarak izin ve onay almadan çoğalttığını, bandrolsüz çok sayıda baskı yaptırdığını, çoğaltılan eserlerin Özel Maya Okullarındaki 4 ayrı ana sınıfında yaklaşık 80 öğrenciye ücreti karşılığında satıldığı duyumlarının alındığını, davalı ...’un 2011–2012 döneminde kuramı, müvekkilinin izin ve onayını almadan “Hafıza Tekniği ile Okuma Yazma Yöntemi” ismi altında Özel Maya Okullarında kullandığını, çoğaltılıp yayımlanan eserde müvekkilinin adına yer verildiğini, ancak yöntemin değiştirildiğini, kitap üzerine “Özel Maya Okulları” logosunun konulduğunu, yöntemin özüne aykırı sayfalar ilave edildiğini, kullanılan görsellerin değiştirildiğini, müstakil yazı defteri olarak tasarlanan sayfaların kitabın sonuna ilave edildiğini, sayfa sayılarının çoğaltıldığını, boyama sayfalarının ilave edildiğini, sayfa başlıklarının sayfa sonuna yazılarak değiştirildiğini, sonuç olarak müvekkili eserinin bütünlüğünün bozulduğunu, müvekkilinin isminin küçük ve eksik yazılıp mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini, güftesi ve bestesi müvekkiline ait ABC şarkısının da davalılarca izinsiz olarak kullanıldığını, izinsiz kullanılan hafıza kartlarının bazı görsellerinin değiştirildiğini, ancak format ve tekniğinin müvekkilinin eserindekiyle aynı olduğunu, alfabe klavyesinin, yazı gelişim basamaklarına göre dizayn edilmiş üç farklı formattaki defterlerin teknik ve tasarımlarının, yazı tahtası olarak bilinen ön ses levhasının, A4 büyüklüğündeki ön ses levhasının, 10 adet öğrenci çalışma istasyonu ve 7 adet kart oyununun kullanıldığını, böylece müvekkiline ait ilim ve edebiyat eserinden kaynaklanan hakların ihlal edildiğini ileri sürerek 300.000,00 TL’lik maddi tazminata mahsuben bu aşamada 2.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davadaki iddiaları tekrar ederek Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/22 D. iş sayılı dosyası üzerinden tespit edilip bu dosyaya sunulan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde tescil ettirilmiş 27.05.2011 tarih ve ME/1010 ve İEE1179 kayıt nolu eserlerinden kaynaklı ismin belirtilmesi ve eserinin bütünlüğünün korunmasına ilişkin manevi hakları ile eserlerinden kaynaklanan işlenme, çoğaltma, yayma ve temsile ilişkin mali haklarının ihlal edildiğini, davalıların izin ve onay almadan dava konusu eserleri işleyip, çoğaltıp yaydıklarını, çekişmeli “Hafıza Teknikleriyle Yazarak Okuma” isimli eserin, davalılar tarafından Maya Özel Okulları logosunun da kullanılmak suretiyle “Bütünleşik Yöntemle Okuyorum Yazıyorum” ismi altında çoğaltılıp yayımlandığını, davalı ... Bilgisayar ... Ltd. Şti'ye ait kartvizitte görüldüğü üzere, yine intihal edilmiş üç tip defterle birlikte 108,00 TL bedel karşılığında satışa sunulduğunu, müvekkilinin adının kapak sayfasında çok küçük yazılmış olup eserde ismin belirtilmesine ilişkin manevi hakkın ihlal edildiğini, intihal edilmiş “Bütünleşik Yöntemle Okuyorum Yazıyorum” isimli kitap üzerine iliştirilmiş “proje ürünüdür parayla satılmaz” şeklindeki açıklamanın doğru olmadığını ileri sürerek davalıların eylemlerinin haksız olduğunun tespitine ve tecavüzlerinin ref’i ile önlenmesine, mali hakların ihlali nedeniyle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla açtıkları belirsiz alacak davalarının kabulü ile 3.000,00 TL’nin, 5846 sayılı Kanun'un 70 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 500,00 TL'nin ve 100.000,00. TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalılar ... Eğitim Yayıncılık Ltd. Şti. ve ... asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının aldığı eğitim ve entellektüel birikimin, çekişmeli eseri yazacak seviyede olmadığını, dava dilekçesinde açıklanan vakıalar kronolojisinin hayatın olağan akışıyla uyarlı bulunmadığını, çünkü çekişmeli eserin davacı tarafından tek başına değil, Bakanlık tarafından görevlendirilmiş toplam 14 öğretmen/eğitici tarafından yaratıldığını, dava konusu eserin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılmış “Görsel Okuma Yazma Öğretimi Projesi” çerçevesinde yaratılıp davalı ... ... Ltd. Şti.’nin mali sponsor olduğunu, aslında resmi ilkokul öğretmeni olan davacının Bakanlık görevlendirmesi ve ...’un yardımıyla projeye dahil edildiğini, davacının projenin başlamasından önceki tarihli eser sahipliğini ortaya koyan bir belgesinin olmadığını, dava konusu eserin olağan koşullarda ancak 2 yıllık bir sürede tamamlanabileceğini, buna karşın davacının projede ancak üç aylık süreyle çalıştığını, dava konusu eserin Bakanlık tarafından görevlendirilen ve tespit edilen pilot okullarda uygulanan bir proje olması nedeniyle, eserden kaynaklanan mali hakların da Bakanlığa ait olacağını, davacının eser sahibi olarak isminin eser üzerine yazıldığını, ayrıca kendisinden ayrı 14 eser sahibinin daha bulunduğunu, tek başına eldeki davayı açamayacağını, bunlardan ayrı olarak 2009 tarihli noter beyannamesinde bahsi geçen yaratının eser niteliğinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Danışmanlık Eğitim ve Turizm Hizmetleri Ltd. Şti. vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin çekişmeli eserin çoğaltılıp yayımlanmasını gerçekleştirmediğini, esasen matbaalarının dahi bulunmadığını, yaptıklarının sadece davalılar ... ve ...’in talebi üzerine taslak kitabın görsel tasarımı ile sayfa dizaynını yapmak olduğunu, yarattıkları bu görselleri de çoğaltıp yayımlamadıklarını, içeriğe müdahale etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalılar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; asıl dava dosyası karşısında işbu davanın derdest olduğunu, asıl dosyadaki savunmalarının birleşen dosya yönünden de geçerli bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Hafıza Tekniği ile Okuma Yazma Yöntemi = Bazal Öğrenme Kuramı” isimli çalışmanın, gerek bileşenleri, gerekse bütünsel bağlamda 5846 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi anlamında bir ilim eseri olmadığı, dolayısıyla ortada 5846 sayılı Kanun anlamında korunması mümkün olabilecek bir eser olmadığından, eserden kaynaklanan hakların ihlalinden söz edilemeyeceği, dava dilekçesinde “Harflerle Rap” isimli fikri ürünle ilgili olarak davacının izin ve onayı alınmadan işlenip bütünlüğünün bozulması suretiyle çoğaltılıp, temsil edildiğinin iddia edildiği, söz konusu "ABC Rap" adlı eserde melodi unsuruna rastlanmadığı, bu çalışmanın, konuşma tonunda söylenen (melodik hattı bulunmayan) ve ritmik “tekerleme” tarzında bir eğitim materyali olduğu, bu nedenle "ABC Rap" isimli fikri yaratının müzik eseri olarak değerlendirilmediği, ancak dava konusu "ABC RAP" isimli çalışmanın kendi türü içinde yaratıcısının kattığı hususiyet sonucunda ayrışmış ve benzerlerinden farklılaşıp 5846 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi anlamında ilim eseri olarak kabul edilebilecek bir özelliği kazandığı, davacının, dava konusu "ABC Rap" isimli musiki eserinin de, kendisinden izin ve onay alınmadan davalı eğitim kurumu olan Maya Okullarında kullanıldığını, işlendiğini ve çoğaltılıp temsil edildiğini iddia etmiş ise de, bu iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyasında alınan bilirkişi raporlarında, dava konusu "Hafıza Tekniği ile Okuma Yazma Yöntemi=Bazal Öğrenme Kuramı" isimli fikri ürünün, 5846 sayılı Kanun kapsamında eser olarak kabul edilmesi konusunda bir tartışma bulunmadığı gibi davalıların müvekkiline ait eserleri ortaklaşa bir proje çerçevesinde kullandıklarının da tartışmasız bulunduğunu, davaya konu bilimsel eserin tamamının müvekkil tarafından meydana getirildiğini ve bu eserlerin tamamının da davalıya ait okulda izinsiz uygulandığını, müvekkili ile davalılar arasında yazılı ve sözlü bir anlaşmanın bulunmadığını, müvekkilinin sadece pilot uygulamaya rıza gösterdiğini, pilot uygulama sonrasında kâr amaçlı kullanım için rızadan fazlasının gerektiğini, oysa davalı tarafın ihlalinin pilot uygulamadan sonra gerçekleştiğini, internette yapılacak basit bir araştırmayla dahi davalıların bu eserleri hala kullandıklarının görüleceğini, davalı tarafın izinsiz olarak basmak, çoğaltmak, satmak suretiyle yaymak, internet sitesinde fotoğraf yolu ile kullanmak, bir kısım basımlarda müvekkilinin adının hiç eser sahibi olarak gösterilmemek, bir tanesinde ise çok küçük puntolarla ve düz olmayan zeminde ve eksik olarak yazılmak suretiyle gerçekleştirilen eylemlerin, 5846 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde tanımı yapılan müvekkiline ait ilim eserinden kaynaklanan ve 5846 sayılı Kanun'un 20,21,22 ve 23 üncü maddeler ile koruma altında olan mali hakları ile 5846 sayılı Kanun'un 14,15,16 ncı maddelerinde yazılı manevi hakların ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkiline ait bilimsel eserin ticari olarak pazarlandığına dair bazı delillerin de dosya içerisinde olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu hususun değerlendirilmediğini, müvekkilinin izin ve onayı alınmadan çoğaltılıp yayımlanan eserin incelenmesi sonucunda, müvekkilin adının yazıldığının, ancak yöntemin değiştirildiğinin, kitap üzerine “Özel Maya Okulları” logosunun konularak yöntemin özüne aykırı sayfalar ilave edildiğinin, kullanılan görsellerin değiştirildiğinin, müstakil yazı defteri olarak tasarlanan sayfaların kitabın sonuna ilave edildiğinin, sayfa sayılarının çoğaltıldığının, boyama sayfalarının ilave edildiğinin, sayfa başlıklarının sayfa sonuna yazılarak değiştirildiğinin ve bu suretle müvekkiline ait eserin bütünlüğünün bozulduğunun açıkça anlaşılacağını, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında da bu hususlar dile getirilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesinin adeta gerekçe bile yazmadan davanın hukuka aykırı olarak reddine karar vermesinin doğru olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi kurulunca düzenlenen 27.01.2020 tarihli ek raporun hukuka aykırı bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça eser sahibi olduğu ileri sürülen “Hafıza Tekniği ile Okuma Yazma Yöntemi = Bazal Öğrenme Kuramı” isimli çalışmanın, 5846 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindesi anlamında bir ilim ve edebiyat eseri niteliğinde eseri olmadığı, bu hususun 17.01.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda açıklandığı, her ne kadar önceki 11.01.2016 tarihli raporda davacı çalışmalarının ilim ve edebiyat eseri niteliği taşıdığı bildirilmiş ise de bu raporda denetime elverişli olacak şekilde herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, yalnızca çalışmanın ilim ve edebiyat eseri olduğunun belirtildiği, buna karşılık İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 17.01.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda ise detaylı biçimde ve tek tek açıklanmak suretiyle kanaat bildirildiği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince söz konusu ek rapora itibar edilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, anılan çalışma eser niteliğinde olmadığından davacının bu çalışmaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinin yerinde bulunmadığı, yine davacıya ait "ABC Rap" adlı çalışmanın ise 5846 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi anlamında ilim ve edebiyat eseri niteliği taşıdığı ancak bu eserin davalı tarafça kullanıldığı iddiasının kanıtlanamadığı, dolayısıyla bu yönden de davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Asıl dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat, birleşen dava ise eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5846 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.