Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın yokluğunda verilen 27.02.2014 tarihli hüküm 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre 21.04.2014 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirilmiş ise de, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, '' (1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun'un 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usûllere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19/03/2003 - 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır..." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak, önceki adresinde bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılarak, mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, "mernis adresinin olmadığının tespiti hâlinde" ancak 35. maddeye göre daha önce usûlüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği cihetle, "Mahkemesince mernis adresi araştırılması yapılmadan" sanığın adresine 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre yapılan tebligat işleminin usûle aykırı olduğu anlaşılmakla, söz konusu kararın kesinleşmediği, bu itibarla sanığın 13.11.2019 tarihli öğrenme üzerine sunduğu temyiz talebinin süresinde olduğu, sanık ...'un 13.11.2019 tarihli dilekçesindeki anlatımından temyiz başvurusu ile birlikte eski hâle getirme isteminde de bulunduğunun anlaşılmasına, eski hâle getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olmasına göre, mahkemenin 14.11.2019 tarihli ve 2013/659 Esas – 2014/172 Karar sayılı ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Sanığın mağdurun iş yerinden hırsızlık yapması şeklindeki eylemine uyan TCK'nın 142/1-b maddesinde öngörülen cezanın üst sınırına göre TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca hesaplanan 8 yıllık olağan zamanaşımının, 23.10.2007 olan suç tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.