HÜKÜMLER: Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi (sanık ... yönünden), İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak mahkûmiyet (Sanık ... yönünden)

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli ve 2020/395 Esas, 2021/513 Karar sayılı kararı ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 13 yıl 9 ay hapis ve 27.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar ve müdafilerinin istinaf başvurularına ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden, aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ile 58 inci maddesinin birinci ve altıncı fıkraları uyarınca 6 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 13.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden ise İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... yönünden gerekçeli temyiz sebeplerinin verilmemesi nedeniyle temyiz isteminin reddi ve sanık ... yönünden temyiz isteminin yerinde görülmemesi nedeniyle esastan reddiyle hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

A. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

3. Verilen cezanın ağır olduğuna, 4. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, 5. Eksik inceleme yapıldığına, 6. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 7. Adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine, 8. Re'sen gözetilecek sebeplere ilişkindir.

B. Sanık ...'ın temyiz sebepleri özetle;

1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden,
Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 232 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince, kararlar ve hükümlere karşı başvurulabilecek yasa yolları, süreleri, sürelerin ne zaman başlayacağı, başvuru mercii, şekli ve sonuçlarının, kuşkuya yer vermeyecek şekilde ilgililere açıkça bildirilmesinin gerekmesi, anılan Kanun'un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklinde, aynı Kanun'un 295 inci maddesinin birinci fıkrasında "Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir" biçiminde düzenlemeler bulunması, sanık ... müdafiinin 14.06.2022 tarihli yasal süresinde vermiş olduğu temyiz dilekçesinin hükmün hukuki yönüne ilişkin bir sebep içermemesi, kararın son bölümünde veya gerekçeli karar tebligat mazbatasında, temyiz başvurusunda hükmün neden dolayı bozulmasının istendiğine dair temyiz sebebi gösterilmesinin zorunlu olduğuna, gösterilmemesi halinde ise temyiz isteminin reddedileceğine dair bildirimi içeren ihtaratın yer almadığının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.03.2021 tarihli ve 2019/9.MD-554 Esas, 2021/117 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, hak kaybının önlenmesi bakımından sanık ...'a yapılacak meşruhatlı tebligatla, tebliğden itibaren yedi günlük süre içerisinde, yasal düzenlemeye uygun şekilde temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe verebileceği, aksi halde sebep yokluğundan temyiz isteminin reddedileceği hususunda ihtar yapılması gerektiği halde yapılmadığı ancak sanık ...'ın daha sonra sunduğu 25.05.2023 ve 29.05.2024 tarihli ek temyiz dilekçeleri ile temyiz sebeplerini belirtmesi nedeniyle usul ekonomisi açısından yeniden tebligat yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilerek; ek temyiz talebinin kabulü ile tebliğnamedeki ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, temel cezaların alt sınır aşılarak belirlenmesine, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyadaki delillerin suçun sübutunu tayinde yeterli olduğu anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden,
Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyadaki delillerin suçun sübutunu tayinde yeterli olduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesi kararında sanık ... müdafii ile sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık ... hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,27.06.2024 tarihinde karar verildi