Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'unun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Yerel Mahkemenin 28.05.2021 tarihli kararıyla sanığın, imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43,62 ve 51 nci maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Kararın temyiz incelemesini yapan Dairemizin 28.05.2021 tarihli ilamı ile, 7143 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16 ncı maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılamada, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile davaya konu taşınmaz malikinin Ramazanzade Vakfı olması nedeniyle alınan yapı kayıt belgesinin hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43,62 ve 51 nci maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Şikayetçi vekilinin temyiz istemi, asıl dosyada kendilerine duruşma günü bildirilmemesi ve katılma taleplerinin alınmadığı, Ramazanzade Vakfı'nın mazbut vakıflardan olması nedeniyle yönetiminin idarece yapıldığı, katılmalarına karar verilerek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davaya katılma imkanı verilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu ve kararın bozulması gerektiğine yöneliktir.
Sanığın, ruhsat almadan bina yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olduğu iddiasıyla açılan davada Mahkeme, atılı suçun sanık tarafından işlenmesi ve taşınmazın sanığa ait olmaması nedeniyle alınan yapı kayıt belgesinin geçerli olmaması karşısında, atılı suçtan cezalandırılmasına karar vermiştir.
Birleşen dosyanın suçtan zarar göreni olan Vakıflar Genel Müdürlüğünün, bu sıfatının gereği olarak 5271 sayılı Kanun'un 233 ve 234 üncü maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, kendisine duruşma günü bildirilmeden, davaya katılma ve 5271 sayılı Kanun'un katılanlar için öngördüğü diğer haklardan yaralanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik şikayetçi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.