Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ......Ltd. Şti. arasında düzenlenen 01.07.2012 tarihli sözleşme ile baraj inşaatına dolgu-kum malzamesi temini ve nakli işinin kararlaştırıldığını, sözleşmede davalı yüklenicilerin temsilcisinin de imzası olduğundan sorumluluklarının bulunduğunu, iş teslim edildiği halde bakiye iş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ......Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan işin bedelinin ödendiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ......A.Ş. ve .......Ltd. Şti. vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davacı ile aralarında sözleşme ilişkisi olmadığını, sözleşmede elle yazılan kısmın sonradan eklendiğini ve altındaki imzanın kendi temsilcilerine ait olmadığını, tutanakları imzalayan kişilerin yetkili temsilcileri olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2015 tarihli, 2014/808 Esas, 2015/1672 Karar sayılı kararıyla; davalı ... İnş. Ltd Şti'nin takibe itiraz etmediğinden borçlu yönünden itirazın iptali davasının ikame edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, davalılar ... İnş. Ltd. Şti. ve ... A.Ş. yönünden, davacının dayandığı belgenin el yazısı ile hazırlanmış ve davacı şirket ile ... Ltd. Şti'nin kaşelerini taşıyan bir belge olduğu, kaşe üzerinde şantiye şefi - ... İnş. ve ... İnş. Adına ... açıklaması ve imzasının yer aldığı, ancak bu belgenin akdi ilişkinin ispatı için yeterli olmadığı gerekçesiyle, davalı ......Ltd. Şti.'ye yönelik davanın hukuki yarar sebebi yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılara yönelik davanın esastan reddine karar verilmiştir.
1- Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2- Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 28.09.2017 tarih ve 2016/1235 Esas, 2017/3176 Karar sayılı kararı ile, davalı borçlu ......Ltd. Şti. tarafından süresi içerisinde yapılan ilâmsız icra takibine itiraz edildiği, İcra Dairesi'nce bu konuda karar verilmemiş olsa dahi, itiraz dilekçesinin verildiği 12.08.2014 tarihinde ve dava tarihinden önce bu borçlu-davalı hakkındaki icra takibi de itiraz sonucu durmuş sayılacağından davacının bu davalı hakkında itirazın iptâli davası açmakta hukuki yararı bulunduğundan bu davalı ile ilgili de işin esası incelenip deliller toplandıktan sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak, davacı tarafından davalılar aleyhine toplam 389.499,40 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalılar tarafından yasal süre içinde icra takibine itiraz edildiği, itiraz neticesinde takibin durdurulduğu, alacağın temelinin davacı ile davalı arasındaki ticari işlemlerle ilgili olarak dolgu malzemesi ve nakliye anlaşmasına dayandığı, 04.09.2015 havale tarihli davacının ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde davalı tarafından 368.798,00 TL ödemede bulunulduğu, 255.162,56 TL alacaklı olduğunun belirlendiği, davalı defterleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davalı tarafından havale ve muhtelif çeklerle 228.900,00 TL ödeme yapıldığı ve davalının davacıya borcu kalmadığı, davacı vekili tarafından her ne kadar dosya kapsamına alınan çeklerin davalı tarafından yapılan çekler olmadığı belirtilmişse de, söz konusu çekler incelendiğinde davalı tarafından ciro edilmiş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında bulunan faturalara konu emtianın teslim fişleri ile davalıların çalışanlarına imza karşılığında teslim edildiğini, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturaların da teslim fişleri bulunduğunu, ancak bunların incelenmediğini, davalı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, ödemelerin davalılarca yapıldığını, sözleşmenin mahkemece kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, yetkili kişilerin SGK kayıtlarının sorgulanmadığını, müvekkilinin davalı adi ortaklık ile sözleşme konusu işi yürüttüğünü, ödemelerin yanlış hesap edildiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri.
1. Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı ile davalı ...... Ltd. Şti. arasında 01.07.2012 tarihinde baraj inşaatına dolgu-kum malzemesi temini ve nakli işine ilişkin sözleme düzenlenmiş olup, davacı alt taşeron, davalı ......Ltd. Şti. taşeron, davalı ......A.Ş. ve .......Ltd. Şti. adi ortaklığı ise yüklenicidir.
Davacı vekilince dosyaya sunulan el yazısı ile eklemeler içeren sözleşme davalı adi ortaklık tarafından kabul edilmemiş, davacı ile akdi ilişkileri bulunmadığını belirtmişler, davacı tarafça eklemelerin davalı yüklenicilerin el ürünü olduğu ispat edilememiştir. Yine dosyada bulunan el yazısı ekleme içermeyen sözleşme ise davacı ve davalı ......Ltd. Şti. arasında düzenlenmiş olup, dava konusu uyuşmazlığın sözü edilen sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Sözleşmeye göre dolgu malzemesi araçla taşınarak teslim edilecek ve teslim fişi imzalanarak teslim alınacaktır. Sözleşmede 1 ton malzeme fiyatı 2,20 TL, 1 ton nakliye fiyatı ortalama 5,00 TL olarak kararlaştırılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hâkim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HMK'nın 278-279. maddelerine göre; bilirkişi raporu, Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir. HMK’nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği, ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksiksiz ve yeter derecede kanaat verici olması, varılan sonucun hukuki dayanakları, dökümleri ve ayrıntılarını göstermesi, tarafların itirazlarını karşılaması ve Yargıtay denetimine elverişli bulunması gerekir. Kanaat verici olmayan, yetersiz ve denetime elverişsiz bulunan rapora dayanılarak hüküm verilemez. Mahkemelerce bilirkişilerin seçimine özen gösterilmesi, bilirkişilerin uyuşmazlık konusu hakkında özel ve teknik bilgi sahibi uzman kişiler arasından seçilmesi gerekir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporu ile ek raporları esas alınarak ve taraf defterleri değerlendirilmek suretiyle tarafların alacak ve borçlarının belirlenmesi yeterli görülmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için HMK’nın 266. maddesi hükmüne göre yeniden oluşturulacak, dava konusu iş ile ilgili sözleşmeyi yorumlayabilecek bilirkişinin de bulunduğu üç kişilik teknik bilirkişi kurulundan dosya kapsamı değerlendirilerek davacının davalı taşerondan isteyebileceği iş bedelinin hesap edilmesi, davalı defterinde kayıtlı olmayan faturalar bakımından teslim fişlerinin özellikle değerlendirilmesi, ihtilafsız ödeme miktarı tespit edilerek hesaplanan iş bedelinden düşülmesi için hazırlanacak ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, karara dayanak yapılacak nitelikte rapor alınıp, rapora itiraz edildiği takdirde bu itirazların giderilmesi için ek rapor almak, raporları değerlendirmek ve ulaşılan sonuca göre karar vermekten ibaret olmalıdır.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Açıklanan sebeplerle;
1-1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-2.bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.