SAYISI: 2019/295 E., 2019/442 K.

İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2018 tarihli ve 2018/51 Esas, 2018/122 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesi, 62 inci maddesi, 221 inci maddesinin beşinci ve dördüncü fıkraları, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2019/295 Esas, 2019/442 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.01.2022 tarihli, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Sanığın silahlı terör örgütü ile ilgili tüm bildiklerini anlattığına, gönüllü olarak teslim olduğu kabul edilerek hakkında cezaya hükmedilmemesi gerektiğine,
2..Sanık hakkında somut delil bulunmamasına rağmen tutuklama ve gözaltı tedbiri uygulandığına,

3. Sanığın terör örgütü olduğunu bilmediğine, bu nedenle hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

4. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine,
5. Hukuka aykırı delillerin hükme esas alındığına,

6. Müvekkil hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine,

7. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan etkin pişmanlık hükümleri uygulanmak suretiyle mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından suç tarihi ve yerinin hatalı olarak gösterilmesinin düzeltilebilir maddi hata olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosyaya yansıyan eylemleri ile sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle anılan örgütün üyesi olduğuna ve silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki beyan ve teşhisleri ile diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere verdiği bilgilerin niteliği ve faydalılık derecesi ile yargılama sürecinde etkin pişmanlıkta bulunulan aşama gözetildiğinde verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşıldığından sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemiş; ancak,
Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen sanık hakkında belirlenen cezada 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince etkin pişmanlık indirimi yapılması sırasında uygulama maddesi olarak aynı fıkranın ikinci cümlesinin gösterilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2019/295 Esas, 2019/442 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği, hüküm fıkrasının sanık hakkında belirlenen cezada etkin pişmanlık hükümleri uyarınca indirim yapılmasına ilişkin bendinden "221/4. maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.