Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar avukatları tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalılara ait işyerinde 14.03.2008-01.09.2012 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla mesai ve maaş alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin geçerli nedenlerle tüm yasal haklarının eksiksiz ödenerek feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek suretiyle işveren tarafından feshedildiği, kıdem tazminatı bordrosundan davacıya kıdem ve ihbar tazminatının ödendiği, davacının “ibraname” başlıklı 01.09.2012 tarihli belgeden davacının tüm haklarını aldığı ve işvereni gayri kabili rücu ettiğini tüm hakları karşılığında 739,79 TL ödendiğinin belirtildiği anlaşılsa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesinde öngörülen ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin son ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şart olup, bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüz olduğundan davalı tarafından 739,79 TL' nin davacıya ödendiğini gösterir yazılı bir belge, banka makbuzu veya eşdeğer bir belge ile ispatlanamadığı, davacı ve davalı tanıklarının beyanları ile dosya kapsamında bulunan CD kayıtlarının örtüşen kısımlarına itibar edilerek, davacının haftalık 13 saat fazla çalışması olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:
Kararı taraflar avukatları yasal süresinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı dava dilekçesinde ihbar ve kıdem tazminatlarının kısmen ödendiğini belirterek, dilekçe ekinde ibraname (kıdem+ihbar bordrosu) ibraz etmiş, davalı işveren işçinin “elden ödendi” beyanını içeren imzalı ihbar ve kıdem tazminatı tahakkukunu içeren bordroları sunmuştur. Mahkemece 14.10.2014 tarihli arakararın 3 numaralı bendinde davacıya isticvap davetiyesi çıkarılarak geçerli bir özrü olmadan duruşmaya gelmediği takdirde “ihbar tazminatı bordrosu ve kıdem tazminatı bordrosu” başlıklı belgelerdeki imzanın kendisine ait olduğunu inkar etmiş sayılacağının şerh düşülmesine karar verilmiş, davacı 12.05.2015 tarihli duruşmada “dosyada mevcut olan ibraname, maaşın banka için 3000 TL olarak gösterilmesine ilişkin yazı altındaki imzalar bana aittir, ayrıca 21.01.2010 tarihli ibraname ve feragatname altındaki imza da bana aittir, ayrıca metindeki yazı da bana aittir” beyanında bulunmuş olup, davacı işçi bordro (ödeme belgesi) altındaki imzayı kabul ettiğine göre tahakkukta geçen tutarların davacıya ödendiği kabul edilmelidir. Davacı işçiye imza karşılığı elden ödenen ihbar ve kıdem tazminatı tutarı hak kazanılan tazminatları karşıladığından her iki tazminat talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde isteklerin kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.