Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

Bozma üzerine, Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2020/289 Esas, 2021/277 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155 inci maddesinin birinci fıkrası 62 nci, 52 nci ve 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hapisten çevrili 6.000,00 TL ve doğrudan 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; delil toplama talepleri reddedildiğinden adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

1.Sanığın, Küçükçekmece ilçesinde "... Kuyumculuk" adı ile faaliyet gösteren kuyumcu esnafı olduğu, müşterisi olan katılanın 119 gr altınını değerlendirmesi amacıyla sanığa emaneten verdiği, daha sonra işyerini terkederek kaçtığı, bu surette üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.

2.Sanık savunmalarında, suç işleme kastının bulunmadığı şeklinde savunmada bulunduğu belirlenmiştir.

3. Katılanın, iddianame anlatımını destekler şekilde beyanda bulunduğu belirlenmiştir.

4. Sanık tarafından, katılanın zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır.

5. Uzlaştırma raporuyla, sanık ve katılan arasında uzlaşmanın sağlanamadığı tespit edilmiştir.

6. Mahkeme tarafından, dosya kapsamı itibarıyla sanığın üzerine atılı eyleminin sabit olduğu kabulü ile gerekçeleri açıklanarak takdiren ve teşdiden alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin edildiği, yine gerekçeleri açıklanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1.Her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 23.06.2020 tarihli ve 2020/2140 Esas, 2020/6361 Karar sayılı kararı ile bozma öncesi verilen Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07.12.2015 tarihli ve 2013/112 Esas, 2015/1091 Karar sayılı kararının suç vasfından dolayı bozulmasına karar verilmiş ise de; Dairemizin 29.11.2022 tarihli ve 2022/5471 Esas, 2022/19854 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, Küçükçekmece'de "... Kuyumculuk" adı ile faaliyet gösteren kuyumcu esnafı olan sanığın, müşterisi olan katılanın malını idare etmek yetkisinin gereği olarak kendisine tevdi ve teslim edilmiş olan 119 gr altınını, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunması şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,

2.Kabule göre de;

a.Sanığa isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren güveni kötüye kullanma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b. 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, 05.02.2016 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2021 tarihli ve 2020/289 Esas, 2021/277 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.06.2024 tarihinde karar verildi.