SAYISI: 2014/2856 Esas, 2019/196 Karar

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; sürücü olan müvekkilinin 23.11.2011 tarihinde hatalı park yapan davalıya sigortalı araca çarpması neticesinde malul kaldığını, davalının 10.11.2014 tarihinde 14.007,00 TL ödeme yapmış ise de yeterli olmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik kalıcı iş göremezlikten kaynaklı 200,00 TL maddi tazminatın ihbar tarihini takip eden 8 iş günü bitiminden itibaren ticari yada yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının kusur oranında sorumlu olduğunu, davacıya 10.11.2014 tarihinde 14.007,19 TL ödeme yaptıklarını, sorumluluklarını yerine getirdiklerini, kabul etmemekle birlikte aktüer hesabı yapılacak olması halinde yapılan ödemenin de güncellendikten sonra mahsubu gerektiğini, kusur tespiti yapılmasını talep ettiklerini, maluliyet oranının belirlemesi için ATK 3. İhtisas dairesinden rapor alınmasını, müterafık kusurun mevcudiyeti durumunda tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 23.12.2011 tarihinde sürücüsü olduğu araç ile davalıya sigortalı araca çarpması neticesinde malul kaldığını beyan ederek sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunduğu, kazada kusur oranlarının belirlenmesi maksadı ile alınan raporda davacının asli ve tam kusurlu olduğunun belirtildiği, rapora yapılan itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 19.09.2018 tarihli rapor ile davacının %100 oranında kusurlu olduğu, davalıya sigortalı sürücünün ise kazada kusurunun olmadığının belirtildiği, raporların birbiri ile uyumlu olduğu, davalı sigortanın ancak kusur oranı ile sorumlu tutulabileceği, kimsenin kendi kusurundan kaynaklanan olay nedeni ile karşı taraftan tazminat talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kusur tespiti hususunda yeterince araştırma yapılmaksızın bilirkişi raporunda müvekkilinin yüzde yüz kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, olayın meydana geldiği tarihte kaza tespit tutanaklarına göre karşı yanın kusuru olduğunun kabul edildiğini, yerel mahkemece olay mahallinde keşif yapılarak kusur raporu tanzim edilmesi gerekirken bu husus nazara alınmadan davanın reddi yönünde karar vermesinin isabetli olmadığını belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyanın incelenmesinde kaza tespit tutanağında davacının arkadan çarpma kuralını ihlal ettiği, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise taşıt yolu üzerinde trafik işaretleri ile yasaklandığı yerde park etme kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, davacının soruşturma aşamasında verdiği beyanda ışıkta duran araçları fark etmediği ve direksiyonu kırdığını, aracın buzdan kayarak park halinde duran dorseye çarptığını ifade ettiği, alınan kusur raporları ile kazada davacının tam ve asli derecede kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınarak kaza tespit tutanağı ve kusur raporu arasındaki çelişkinin giderildiği, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf talebinde ileri sürdüğü nedenler ile kararı temyiz etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 23.12.2011 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dosyaya alınan bilirkişi raporları ve kazanın oluş şeklinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacının kazada tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.