Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar ve davalı ... şirketi vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nin eşi ve diğer davacıların annesi olan ...'ın yolcu olarak bulunduğu davalı ....'ye sigortalı araç ile trafik sigortasız aracın 29.08.2015 tarihinde yaptıkları kazada hayatını kaybettiğini, davacıların destekten yoksun kaldıklarını, her iki aracın da kazada kusurlu olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada her bir davacı için şimdilik 100,00 TL olmak üzere toplam 600,00 TL destek tazminatının ve davacı ... yönünden ayrıca cenaze ve defin giderinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan kusur oranlarına bakılmaksızın müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili 29.10.2016 tarihli dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı ... yönünden 150.618,51 TL, davacı ... yönünden 13.930,83 TL, davacı ... yönünden 5.381,61 TL, davacı ... yönünden 3.057,42 TL, davacı ... yönünden 3.057,42 TL olarak taleplerini artırmıştır.

Davacı vekili 21.02.2022 tarihli dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı ... için 25.337,89 TL, davacı ... için 7.365,85 TL, davacı ... için 7.365,85 TL, davacı ... için 11.178,10 TL, davacı ... için 25.337,89 TL, davacı ... için 157.418,78 TL olarak taleplerinin artırmış, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

1. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, müteveffanın yolcu olarak bulunduğu aracın kendilerinde sigortalı olduğu ve 290.000,00 TL teminat limiti bulunduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazada kusurunun ispatı ve davacıların destekten yoksun kaldıklarının ispatını talep ettiklerini, hatır taşıması indirimi yapılmasını, müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığının belirlenmesi ve müterafık kusur indirimi yapılmasını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, ancak yasal faizden sorumlu olabileceklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerini açıklaması gerektiğini, sigortasız araç sürücüsü ve işletene davanın ihbarını talep ettiklerini, cenaze ve defin giderinden sorumlu olmadıklarını, kusur oranı ve teminat limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, müterafık kusurun araştırılmasını talep ettiklerini, hatır taşımasının varlığı kabul edilerek tazminattan indirim yapılmasını, uzman aktüerden rapor alınmasını, davanın açılmasına sebep olmadıklarını bu nedenle faizden sorumlu olmayacaklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen kararı ile; davacı Mehdinin eşi, diğer davacıların ise annesi olan ...'ın 29.08.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat etmesi nedeni ile davacıların destekten yoksun kaldıklarını beyanla destek tazminatı talebinde bulundukları, ceza yargılaması neticesinde araç sürücüleri hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporu ile traktör sürücünün %75 oranında, otomobil sürücüsünün ise %25 oranında kusuru bulunduğunun belirtildiği, 25.10.2016 tarihi raporda %100 kusur oranı üzerinden hesaplama yapıldığı ancak alınan kusur raporu ile kusur oranlarının farklı olduğunun anlaşıldığı, kusur indirimi yapılarak karar verilmesi gerektiği, davalıların her ikisinin de hatır taşıması indirimi yapılmasını talep ettiği, bu nedenle %10 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak bu kısma dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz işletilerek ve poliçe limiti dikkate alınarak müştereken ve müteselsilen tahsile karar verildiği, dosyaya gelen müzekkere cevabına göre 1.200,00 TL cenaze gideri olduğunun belirtildiği gerekçesi ile 25.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan miktar, 08.05.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu kusur oranı, 04.11.2016 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak, davacı ... lehine 101.667,49 TL, davacı ... Aydın lehine 2.063,70 TL, davacı ... lehine 2.063,70 TL, davacı ... lehine 3.632,59 TL, davacı ... lehine 9.403,32 TL, davacı ... lehine 9.403,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı ... şirketlerinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, cenaze ve defin masrafları olan 1.200,00 TL'nin davalı ... şirketlerinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde hükme en yakın tarihteki veriler esas alınarak yapılacak hesaplamaya göre zararın belirlenmesi gerektiğini, mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını, eksik ve yetersiz tazminata hükmedildiğini, hatır taşıması indiriminin her iki davalı yönünden uygulanmasının doğru olmadığını, bu yöndeki savunmanın yalnızca .... tarafından ileri sürüldüğünü, ayrıca hatır taşımasının bulunduğunun da ispat edilemediğini, desteğin meydana gelen kazada yolcusu olduğu araç sürücüsünün kusuru oranında tazminattan indirim uygulanmasının hatalı olduğunu, davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdirinin de doğru olmadığını belirterek kararı kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde müvekkiline sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu gereğince % 25 oranında kusurlu olduğunun belirlenmesine karşın % 75 oranda kusurlu olduğu yönünde değerlendirme yaparak hesaplama yapan aktüer rapor hükme esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, hatır taşıması indiriminin % 20 oranında yapılması gerektiğini, diğer davalı yönünden hatır indirimi uygulanmasının da doğru olmadığını, müteveffanın babasının hayatta olduğunu, hesaplamanın bu durum nazara alınarak yapılması gerektiğini, ayrıca ev hanımı olan müteveffa yönünden yapılacak hesaplamada gelirinin asgari geçim indirimsiz olarak değerlendirilmesi gerekirken aksi yöndeki raporun hükme esas alındığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde hükme esas alınan aktüer raporun 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlarda düzenlenen hesaplama şekline uygun olmadığını, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, zararın tamamından müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının doğru olmadığını, zira kazada trafik sigortasız aracı kullanan sürücünün % 25 oranında kusurlu olduğunu, mahkemece uygulanan % 10 hatır taşıması oranının yeterli olmadığını, Yargıtay uygulamasına göre % 20 hatır indirimi yapılması gerektiğini, cenaze ve defin giderlerinden de sorumlu olmadıklarını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araç ve sigortasız aracın 29.08.2015 tarihinde yaptığı kaza neticesinde davacılar murisinin vefatı nedeni ile davacıların destek tazminatı talebinde bulundukları, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının taraflarca istinaf edildiği, desteğin trafik sigortası bulunmayan araçta yolcu olmaması nedeni ile ... yönünden hatır taşıması indirimi uygulanamayacağı, yine yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bakiye ömrün belirlenmesi için TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılması gerekmekte ise de, TRH 2010 Yaşam Tablosunun davalının aleyhine sonuç doğurması, %1,8 teknik faiz uygulamasının kaza tarihi nazara alındığında Yargıtay uygulamasına aykırı olması, davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 61'inci maddesi uyarınca zarardan birlikte sorumlu olması, hükme esas alınan raporda ev hanımı olan müteveffanın gelirinin asgari geçim indirimsiz olarak kabul edildiğinin anlaşılması, her bir davacı aleyhine davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmaması, davacılar vekilinin hatır taşıması indirimi yapılmaması gerektiğine dair istinaf gerekçelerinin değerlendirilmesinde, ilk derece mahkemesince hatır taşıması indirimi yapılmış ise de müteveffanın Güvence Hesabının sorumluluğunda olan araçta yolculuk etmediği, bu nedenle ... lehine hatır taşıması indirimi yapılamayacağı, yine ilk derece mahkemesinin hüküm tarihindeki veriler esas alınarak hesaplama yapıldığı, davacıların desteği araçta yolcu olarak bulunmasına ve kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğuna yönelik her hangi bir belirleme bulunmamasına karşın yolcusu olduğu araç sürücüsünün kusuru oranında tazminattan indirim uygulanmasının da hatalı olduğu, davalı Türkiye Sigorta şirketinin istinaf taleplerine gelince, müteveffanın babasına pay ayrılarak rapor tanzimi gerektiği, dairece bu yönde bilirkişi raporu alındığı ve somut olaya uygun olduğu, ayrıca hatır taşıması indiriminin %20 olarak takdir edilmesi gerekirken %10 olarak dikkate alınmasının hatalı olduğu, hatır taşıması indirimi yapılarak reddedilen kısım için davalı ... şirketi lehine vekalet ücreti verilemeyeceği gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekili ve davalı Türkiye sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile ... için 120.748,56 TL, ... için 13.930,83 TL, ... için 13.930,83 TL, ... için 5.381,61 TL ... için 3.057,42 TL, ... için 3.057,42 TL olmak üzere toplam 160.106,67 TL (davalı Türkiye Sigorta A.Ş. 128.085,34 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) maddi tazminatın dava tarihi olan 16.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, cenaze ve defin gideri olan 1.200,00 TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hangi aktüer raporun esas alındığının anlaşılamadığı, hatır taşıması indiriminin yapılıp yapılmadığının belli olmadığı, talep artırım dilekçelerinin dikkate alınmadığı, tazminat miktarlarının düşük olduğu, davacı ... yönünden hükmedilen rakama nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığı, hatır taşıması indirimi yapılmasının hatalı olduğu, davalılar lehine vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğu gerekçeleri kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı Türkiye Sigorta Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; hatır taşıması indirimi yapılmadığı, davacı ... için kusur oranları dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığı, müterafık kusur indirimi yapılması gerektiği, cenaze ve defin giderinden sorumlu olmadıkları gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kusur oranlarına göre sorumlu tutulmaları gerektiği, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması, cenaze ve defin giderinden sorumlu olmadıkları, davada iki kere artırım yapıldığı, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın ve trafik sigortasız aracın karıştığı 29.08.2015 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin gideri talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, müteveffanın davalı Türkiye sigorta şirketine sigortalı araçta yolcu olarak seyahat etmesi, kolluk beyanlarına göre yolcuların araç sürücüsü ile arkadaş olduklarının anlaşılmasına göre davalı Türkiye Sigorta şirketi lehine hatır taşıması indirimi yapılmasının yerinde olmasına, davacılar vekilinin kusur oranlarına göre değil müştereken ve müteselsilen talepte bulunmuş olmasına, 21.02.2022 tarihli talep artırım dilekçesi karşısında reddedilen tazminat miktarları bakımından davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasına, davalıların cenaze ve defin giderinden sorumlu olmasına, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasına ve özellikle davacılar vekilinin davacı ... yönünden Bölge Adliye Mahkemesinin aldığı hesap raporunun esas alınmış olmasına göre davalı ... vekilinin, davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekilinin ve davacı ... vekilinin tüm, davacılar ..., ..., ..., ..., ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacılar ..., ..., ..., ..., ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;

Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir.

Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ıncı maddesindeki Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Genel Şartlar’a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararı sonrası, ZMSS Genel Şartlar ve ekindeki cetvellerle getirilen ve iş gücü kaybı tazminatının hesaplanmasında uygulama alanı bulan %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanması artık mümkün değildir. Tazminatın, %1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen progresif rant formülü kullanılarak hesaplanması gerekir.

Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan 30.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılmış, davacılar vekilince raporda davacılar ...ve ...yönünden 22 yaşına kadar hesaplama yapılacak iken 18 yaşa kadar hesaplama yapılmış olması ve maddi hata yapılarak davacıların karıştırılması nedeni ile hatalı hesaplama yapıldığı belirtilerek itiraz edilmiş, mahkeme tarafından alınan 25.10.2016 tarihli ek rapor ile de itirazlar karşılanarak PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılmış, belirlenen rakamlar dikkate alınarak 29.10.2016 tarihli dilekçe ile davacılar vekili taleplerini artırmıştır. Mahkeme tarafından 25.10.2016 tarihli ek rapor ve talep artırım dilekçesi dikkate alınarak karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından PMF 1931 Yaşam Tablosu ve TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif ranta göre seçenekli hesaplama ile 12/02/2022 tarihli aktüerya raporu alınmış, 21.02.2022 tarihli dilekçe ile davacı vekili TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamayı dikkate alarak taleplerini ıslah etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı ... yönünden 12.02.2022 tarihli rapor esas alınırken, diğer davacılar yönünden ise İlk Derece Mahkemesince alınan 25.10.2016 tarihli ek aktüerya raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamaya davacının itiraz etmediği ve kabullendiği anlaşılmakla, davacılar için PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenerek, müteveffanın babasına da pay ayrılarak tanzim edilen 12.02.2022 tarihli bilirkişi raporunun davacı ... dışındaki diğer davacılar bakımından da dikkate alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin, davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekilinin ve davacı ... vekilinin tüm, davacılar ..., ..., ..., ..., ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar ..., ..., ..., ..., ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılar ..., ..., ..., ..., ...'a iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ...'a, davalı ... ile davalı Türkiye Sigorta A.Ş.'ye yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.