Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.06.2020 tarihinde davalı nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karışmış olduğu trafik kazası neticesinde davacı müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, davalı ... şirketine başvuru yapılmışsa da yasal süresi içerisinde ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 16.03.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 154.400,78 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 13.948,20 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.943,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 171.291,98 TL 'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak nevinde ikame edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, kusur ve zarar tespiti yapılması gerektiğini, davacı kask takmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, davacının söz konusu kazadan dolayı SGK'dan gelir sağlayıp sağlamadığının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile 154.400,78 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 13.948,20 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.943,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 171.291,98 TL tazminatın 21.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, tazminat hesaplamasına esas alınan maluliyet raporunun usule ve ilgili mevzuata uygun olmadığını, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu dışında hazırlanan raporlara itibar edilmemesi gerektiğini, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılması gerekirken progresif rant yönteminin kullanılmasının hatalı olduğunu, tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekmekte iken bu durum dikkate alınmaksızın karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün %50 kusurlu olduğunun tespit edildiğini bilirkişi raporunda ise %100 kusurlu kabul edilerek tazminat hesabı yapıldığını, kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğundan bu çelişkinin giderilmesi ve şüpheye mahal vermeyecek şekilde kusurun belirlenmesi gerektiğini, SGK'dan gelir sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiğini, davacının mezkur kazadan dolayı herhangi bir sosyal kurumdan tazminat alıp almadığının araştırılmasını talep ettiklerini, tespiti halinde bu ödemelerin tazminat hesabından mahsup edilmesi gerektiğini bu sebeple SGK'ya müzekkere yazılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararıyla; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, kusura ilişkin bilirkişi raporundan kaza tespit tutanağındaki tespitlerin esas alındığı, kavşakta yol hakkının kime ait olduğu konusunun açıklığa kavuşturularak kusur durumunun belirlendiği, raporun objektif ve bilimsel esaslara uygun olduğu, tazminat hesaplamasının Yargıtay içtihatlarına uygun olacak şekilde progresif rant yöntemi kullanılarak yapıldığı, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinin trafik sigortası teminat kapsamında bulunduğu, SGK tarafından ödeme yapılmadığı hususu netleştirilerek geçici iş göremezlik tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda bildirdiği sebepler ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 15.06.2020 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370,371 maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,89,90,91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davaya konu kaza nedeniyle tutulan kaza tespit tutanağında davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 57 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendinde yer alan kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak kuralını ihlal ettiği, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 109 uncu maddesinin c fıkrasının 3 üncü bendinde yer alan motorlu araçlardan soldakinin sağdan gelen araca geçiş hakkı vermek zorunda olması kural ihlalinde bulunduğu bilgilerine yer verilmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından alınan 14.02.2022 tarihli kusur bilirkişi raporunun incelenmesinde, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kavşaklara yaklaşırken kavşakta trafik işaret levhası yoksa sağından gelen araçlara yol vermesi gerektiğinden direkt hatalı olduğu ; davacı motosiklet sürücüsünün ise kavşağa yol hakkı kendisinin olduğu için giriş yaptığından hatası bulunmadığı belirtilerek davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 asli kusurlu olduğu, davacı motosiklet sürücüsünün ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, hakemce 14.02.2022 tarihli kusur raporunun hükme esas alınarak sonuca gidildiği görülmekle, kaza tespit tutanağındaki kusur tespiti ile hakemce alınan 14.02.2022 tarihli bilirkişi raporundaki kusur tespitinin birbirinden farklı olduğu, bu haliyle kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan kusur bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince; kusur tespit ve dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde üniversite öğretim üyelerinden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, önceki raporların da irdelendiği, çelişkiyi giderecek nitelikte, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3. Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; kazanın davacının çalıştığı iş yerine ait siparişi teslimi sonrasında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça kazanın iş kazası olup olmadığının ve SGK Başkanlığı tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması talep edilmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacı vekilince sunulan hizmet dökümü ile yetinilerek davacının hiç çalışmaması nedeniyle geçici iş göremezlik ödemesi ve bordrosunun olmadığının tespit edildiği belirtilerek karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyetince de SGK tarafından ödeme yapılmadığı hususu netleştirilerek geçici iş göremezlik tazminatına hükmedildiği belirtilerek, itiraz reddedilmiştir.
Bu durumda; SGK Başkanlığından, davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle, davaya konu kazadaki maluliyeti nedeniyle davacının geçici veya sürekli iş göremezliğine ilişkin herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, gelir bağlanıp bağlanmadığı; ödeme yapılmış veya gelir bağlanmış ise, rücuya tabi olup olmadığı ve rücu istemli dava açılıp açılmadığı; bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının sorulması; yapılan ödeme veya bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi hükmü değerlendirilerek tazminatın belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.