Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tepitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında Diyarbakır ili Silvan ilçesi Karacalar Mahallesi çalışma alanında bulunan 69 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı bulunamamış olup ihya edilmiştir, tutanağa göre 70.000 metrekare yüzölçümlü taşınmaz tarla vasfı ile senetsizden ... mirasçıları adına tespit edilmiş, bölgedeki kadastro çalışmaları 29.12.1968 tarihinde kesinleşmiştir. Taşınmazın tapu kaydında "davalıdır" şerhi bulunmaktadır.

Davacılar ... mirasçıları dava dilekçesinde, kadastro sırasında miras yoluyla adlarına tespit edilen 69 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açılmadığı halde tapuda itirazlı göründüğünü, sehven yazılan itirazlı kaydının kaldırılarak taşınmazın tespit maliki adına tapuya tescili istemiyle, Tapu Sicil Müdürlüğü'nü hasım göstererek tapu tashihi davası açmışlar, yargılama sırasında Hazine ve köy tüzel kişiliği davaya dahil edilmiş ve davacılar davalarını tapu iptal ve tescil davası olarak ıslah etmişlerdir.

Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.04.2012 tarihli ve 2012/1200 Esas, 2012/2608 Karar sayılı kararı ile "Mahkemece dosyanın görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine gönderilmesi, Kadastro Mahkemesi tarafından da dava ve temyize konu 69 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı ihya ettirilerek, Kadastro Müdürlüğünce düzenlenecek tutanak aslının getirtilmesi, mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 11 inci maddesi hükmüne göre askıya çıkartılması ve bundan sonra toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu olgular dikkate alınarak dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmesinin gerekliliğine değinilmiştir.

Bozma ilamına uyularak Kadastro Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmaz kadastro tespitinde senetsizden tespiti yapılmış ise de, bu yer daha önce toprak tevzi komisyonunca 22.11.1956 tarihli ve 206 sıra numarasında ... oğlu ... adına 70.000,00 m2 miktarında tapu kayıtlı olduğu ve kaydın gittisinin olmadığı, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ve bilirkişi raporları dikkate alınarak dava konusu parsele uygulanan tapu kaydının mevkii, miktarı ve dört sabit sınırı itibari ile nizalı yeri kapsadığı, yapılan komşu parsel uygulamasında, taşınmazları çevreleyen parsellerin dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmaz sınırlarını okudukları, komşu 68 ve 70 parsel dayanakları tapu kayıtlarında nizalı taşınmazın kayıt ve tespit maliki okuduğu, ayrıca davacıların taşınmaz üzerinde zilyetliklerini malik sıfatıyla davasız ve aralıksız devam ettirdikleri, taşınmaz üzerinde davalı Hazinenin zilyetlik veya tasarrufunun bulunmadığı dolayısıyla Toprak Tevzi Komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş dava konusu taşınmaza uygulanan tapu kaydı ile birlikte davacıların lehine zilyetlikle iktisap şartlarının da oluştuğu, dava konusu taşınmazın tapu kaydında davalıdır yazıyor ise de bu husus tespit edilemediğinden malik hanesinin açık olduğu kabul edilerek davacıların ... ve Tapu Kadastro Müdürlüğüne karşı açtıkları davaların husumetten reddine, Hazineye karşı açtıkları davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.