Mahkûmiyet
Hükümlü hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.1997 tarihli ve 1997/239 Esas, 1997/301 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında oğlunu kasten öldürme suçundan; 765 sayılı Kanun'un 450/1, 51/2,59. maddeleri gereği 20 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
2. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.1997 tarihli ve 1997/239 Esas, 1997/301 Karar sayılı kararının 01.07.1998 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
3. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat Bürosunun 17.04.2018 tarihli ve 2018/84 Muh. sayılı yazıları ile uyarlama yargılaması yapılması talep edilmekle; Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2018 tarihli ve 2018/338 Esas, 2018/356 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 82/1-c-d, 29/1, 62/1,53. maddeleri gereği 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Hükümlü müdafiinin temyiz istemi; hükümlü hakkında yapılan yargılamanın müdafii yokluğunda gerçekleştirildiğine, savunma hakkının kısıtlandığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve saireye, ilişkindir.
1. 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa atılı suça öngörülen ceza miktarı nedeniyle zorunlu olarak bir müdafii atanmasının gerektiği ancak hükümlünün vekaletname verdiği bir avukatının bulunduğu ve yargılama sırasında bu müdafiinin yardımı ile savunmasını yaptığı hükümlünün avukatının görevinin sona erdiğine ilişkin dosyada bir bilgiye rastlanmadığı bu nedenle öncelikle bu avukata duruşma gününün tebliğ edilerek duruşmadan haberdar edilmesi, avukatın vekillikten çekildiğini bildirmesi veya herhangi bir nedenle vekillik görevini yerine getiremeyeceğinin anlaşılması ve hükümlünün başka bir avukata vekaletname vermemesi durumunda ilgili barodan hükümlüye bir müdafii görevlendirilmesi sağlanarak uyarlama yargılaması yapılması gerekirken hükümlünün avukatının duruşmadan haberdar edilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması 5271 sayılı Kanun'un 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hali olarak saptanmıştır.
2. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarih, 2008/1-89-158 sayılı kararında açıklandığı üzere uyarlama yargılaması sonucu kurulacak mahkumiyet hükmünün gerekçesinde, 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine uygun olarak, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi ve bunun nitelendirilmesinin yapılması gerektiği gözetilmeksizin, Anayasa'nın 141,5271 sayılı Kanun'un 34 ve 230. maddelerine aykırı olarak hükmün gerekçesiz bırakılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2018 tarihli ve 2018/338 Esas, 2018/356 Karar sayılı kararına yönelik hükümlü müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden re’sen de temyize tabi olan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.06.2024 tarihinde karar verildi.