İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ... ve arkadaşları vekili; Siirt ili Şirvan ilçesi Kömürlü köyü çalışma alanında yapılan kadastro çalışmaları esnasında Yelken Mezrası Köy Yanı mevkii 101 ada 1 orman parseli içinde kalan en az 9721.116 m2 yüzölçümündeki tarlanın davacı ...’a, 18982.872 m2 yüzölçümündeki tarlanın ise davacı ...’a ait olduğunu, taşınmazların yüzyıllardır tarla vasfıyla davacılar tarafından kullanıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile belirtilen miktarlardaki taşınmaz bölümünün davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında yapılan keşif neticesinde dava konusu edilen taşınmazın 102 ada 1 parsel olduğu tespit edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " dosya kapsamında yapılan keşif neticesinde davacıların dava konusu ettiklerin yerin 101 ada 1 parsel değil 102 ada 1 parsel olduğunun tespit edildiği, tespit tarihinden geriye doğru 20 yıllık süre içerisinde davacıların zilyetlik olgusunu ispat edemediği, ziraat mühendisi bilirkişi heyetin tarafından tanzim edilen raporda önceki yıllarda ekim, sürüm yapıldığına dair kanaatin de tespit tarihinden geriye doğru 20 yıllık zilyetlik olgusunu ispata yarar olmadığı, taşınmazın evveliyatında imar ihya görmediği ve taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, orman sayılan yerlerde zilyetlik ile kazanmanın mümkün olmadığı " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce; " toplanan deliller, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmaz bölümlerinin orman olarak tapuya kayıtlı 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldıkları, 1984 yılı ve 2001 yılı hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemelerde tarımsal maksatlı kullanılmadıkları, evveliyatında imar ve ihya görmedikleri, tespit tarihinden geriye doğru 20 yıllık süre içerisinde davacıların zilyetlik olgusunu ispat edemedikleri, orman bilirkişi raporuna göre hak iddia edilen taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden oldukları, davalı Hazine vekili tarafından taşınmazların değerinin belirlendiği, keşfen belirlenen değer üzerinden Hazine lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle istinaf talebinde bulunmuş ise de, yargılama sırasında keşfen belirlenen dava değeri üzerinden noksan harcın tamamlanmaması halinde, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına, dava dilekçesindeki itiraz edilmeyen dava değeri üzerinden vekalet ücreti takdir ve tayini gerektiğinden ve hüküm verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 hükmüne aykırı bir uygulama bulunmadığı " gerekçeleri ile davacılar vekili ile davalı Hazine ve davalı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

161,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 266,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.