Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 14.05.2012 gün ve 8792-13065 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Üzerine İpotek tesis edilen aile konutunun ipoteğin kaldırılmasına ilişkin karar henüz kesinleşmeden 13.06.2012 tarihinde mülk sahibi olan koca tarafından üçüncü kişiye ipotekle yüklü olarak devredildiği görülmektedir. Bu halde mülkün devrine ilişkin tasarruf iptal edilmediği sürece, devredenin eşine ait Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkını sınırlandırıcı işleme yönelik dava hakkı kendiliğinden ortadan kalkar. Bu eş, ipoteğin kaldırılmasına ilişkin dava hakkını konutun aile konutu olması vasfından almaktadır. Konutun mülkiyeti ipotekle yüklü olarak üçüncü kişiye geçtiğine, diğer bir ifade ile mülk elden çıktığına göre taşınmazın mülkiyeti üçüncü kişide oldukça ipotekle ilgili dava hakkı da kalmaz. Rehinli taşınmazı iktisap eden yeni malikin ipotekle teminat altına alınan borçtan kişisel sorumluluğu kural olarak yok ise de; yeni malik o taşınmazı ipotekle yüklü olarak devraldığı için malın değeriyle sınırlı ayni sorumluluk altındadır. Bu bakımdan konutun mülkiyetinin devrine ilişkin tasarrufun iptali için davacı tarafından açılmış bir dava bulunup bulunmadığı araştırılmalı, böyle bir dava açılmış ise neticesi beklenmeli, açılmamış ise davacının ipotekle ilgili dava açma hakkının artık kalmadığı gözetilerek ipoteğin kaldırılması davasının reddine karar verilmelidir. Taşınmazın temyiz incelemesinden önce ipotekle yüklü olarak satıldığı, temyiz incelemesinde bilinmediği için hüküm onandığından, lehine ipotek tesis edilmiş bulunan davalı bankanın bunu amaçlayan karar düzeltme talebi haklı ve yerinde görülmekle kabulüne, Dairemizin onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan doğrultuda araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440/1-4 maddeleri gereğince davalı bankanın karar düzeltme talebinin KABULÜNE, Dairemizin 25.04.2012 tarihli 2012/16000 esas ve 2012/22472 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin ve karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.11.12.2012 (Pzt.)