Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Tarafların boşanmalarına, velayetin anneye bırakılmasına ilişkin karar 11.1.2008'de kesinleşmiş, işbu dava ise, 3.2.2010 tarihinde açılmıştır.
Velayeti anneye bırakılan müşterek çocuk Salih 13.3.2003 doğumludur. Çocuğun, ana sınıfı öğretmeni olan tanık Ç.; annenin gayriresmi olarak bir başka erkekle birlikte yaşadığını, bu şahsın, kendi çocukları ile S.arasında öz ve üvey ayırımı yapmamamakla beraber, bu ayırımı annenin yaptığını, davalının çocuğa karşı tutarsız davranışlar gösterdiğini, düzensiz ve dağınık bir yaşantısı olduğunu, çocuğun okuldaki akranlarına karşı saldırgan davranışlarda bulunduğunu ifade etmiş, diğer tanık da çocuğun bakımsız ve okuldaki durumuna velilerinin ilgisiz olduğunu söylemiştir. Velayetin düzenlenmesinde ve değiştirilmesinde asıl olan küçüğün yararıdır. Çocuğun bedeni, fikri ve ruhi gelişimi gözetilerek, yüksek yararına en uygun çözüm bulunmalıdır. Bu hususta hakim taraflarca ortaya konulan delillerle bağlı olmayıp, re'sen araştırma yapma yetkisine sahiptir. Tanık beyanları, velayet hakkına sahip olan annenin, velayete ilişkin sorumluluğunu yerine getirmediğini, bu görevini ihmal ettiğini kesin olarak gösterir nitelikte değil ise de; annenin bu görevini beklenen ölçüler içinde yerine getirdiğini ve çocuğa gerekli özeni gösterdiğini söyleyebilme olanağı da bu beyanlara göre bulunmamaktadır. Öyleyse; mahkemece bir kez de; 4787 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca; nezdinde görevli uzmanlar varsa bu uzmanlardan, yoksa diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görevli pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlarından yararlanılarak; bu uzmanların çocukla ve her iki ebeveynle yüzyüze görüşmeleri suretiyle, çocuğun yüksek yararının ebeveynlerinden hangisinin yanı olduğu konusunda ayrıntılı rapor alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. Bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.12.2012 (Salı)