Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 18.09.2012 gün ve 12198-21552 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
Davacı, nüfusta ana-baba bir kardeşi olarak kayıtlı olan O.k.olmadığını, her ikisi de ölen anne ve babasının, gerçekte kendilerinden olmadığı halde kendi çocuklarıymış gibi O. nüfusa kaydettirdiklerini, durumun böyle olduğunu annesi P.ölmeden önce kendisine anlattığını, davalı O..ilişki neticesi dünyaya geldiğini, doğumundan sonra ensest ilişki ürünü olduğu için çocuğun dışlanarak ölüme terk edildiğini, bunun üzerine anne ve babasının bu çocuğa sahip çıktıklarını ve çocuğu yanlarına aldıklarını, doğumundan yaklaşık bir yıl sonra da bu çocuğu 08.10.1982 doğumlu olarak kendi çocuklarıymış gibi nüfusa kaydettirdiklerini davalı Ozan'ın gerçek anne ve babasının tarafından bilinmediğini ileri sürerek davalı ile anne ve babası arasında yasal bir soybağının bulunmadığının tespiti ile gerçeğe aykırı olarak düzenlenen nüfus kaydının düzeltilmesini istemiştir.
Dosyaya alınan nüfus kayıtlarına göre davacının annesi P.ile babası İ.04.12.1980 tarihinde evlendikleri, davalı O. 08.10.1982 doğumlu olarak bunların hanesine 25.03.1983 tarihinde nüfusa kaydedildiği, davacının babası İsmail'in 26.02.2002 tarihinde, annesi P.ise 18.02.2011'de vefat ettiği görülmektedir. Bu hukuki durum ve dava dilekçesinde yer alan açıklamalara göre, davanın Türk Medeni Kanununun 289 ve 291. maddelerine dayalı soybağının reddiyle bir ilgisi bulunmamakta olup, davalı O.ait resmi sicilin gösterdiği olgunun doğru olmadığı ileri sürülerek, kaydın düzeltilmesi istendiğine göre, dava 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi kapsamında “nüfus kaydının düzeltilmesi” niteliğindedir. Aile mahkemeleri aile hukukundan (TMK md. 118-395) kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevlidir. İddianın ispatı halinde davalının Perihan ve eşi İsmail'in çocukları olmadığının tespit edilecek olması ve davalının bunların üzerindeki kaydının terkinine karar verilecek olması da davayı soybağına ilişkin bir dava haline getirmez. Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları da asliye hukuk mahkemesinde görülür. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olup, bu yönde bir itiraz ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Bu açıklamaya göre görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki ilk incelemede bu husus gözden kaçtığından hüküm Dairemizce onanmış olmakla, davacının karar düzeltme isteği bu sebeple yerinde görülmüş, kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440/1-4. maddesi gereğince davacının karar düzeltme talebinin KABULÜNE, Dairemizin 18.09.2012 tarihli 2011/12198 esas, 2012/21552 karar sayılılı onama ilamının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 11.12.2012 (Salı)