SUÇLAR: Özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin,22.03.2016 tarihli ve 2014/19 Esas, 2016/103 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan erteli 10 ay hapis cezasına ; nitelikli dolandırıcılık suçundan erteli 10 ay hapis cezası ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz isteği; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Sanık ile mağdur ...'nın suç tarihinden önce kar ortağı oldukları, sanığın ortaklık bedeli olarak 80.000,00 TL para verdiğini, aralarında anlaşmamaları üzerine ayrıldıklarını, bunun üzerine sanığın parasını istediğini, mağdurun nakit parası olmaması nedeniyle şikayetçi ...'ın kefil olduğu 80.000 TL'lik bir adet senet verdiğini, senedin vadesinin dolmasından önce sanığın gelip, senet bedelini istediği, mağdur ...'in de bunu kabul ettiği,sanığın elinde senedi tutup parayı istediğini, kendisinin senede bakmak istediğini, uzaktan baktığında fotokopi gibi göründüğünü, bunun üzerine birlikte karakola gidip, durumu bir komisere anlattıklarını, komiserinde sanığa, senet sahte değil ise, arkasına elle yaz dediğini, bunun üzerine sanığın senedin arkasına "ben ..., bu senet asıl senettir. Senet karşılığında hiçbir alacağım yoktur " diye yazıp iki adet imza attığını, senedi alıp, iş yerine geldiğini, çekmeceye koyduğunu, parasını sanığa verdiğini, daha sonra sanığın kendisinin çekmecesinden alarak arkasını karalayarak icra takibine koyduğunu, bunun üzerine 6.İcra Müdürlüğüne gittiğini, senedi görmek istediğini belirttiğini, senedi gösterdiklerinde, fotokopi olduğunu gördüğünü, bunun üzerine avukatına durumu bildirdiğini, avukatı ile senedi yeniden görmeye gittiklerinde, fotokopisi senedin alınarak, gerçek senedin dosyaya konulduğunu gördüğünü, durumu icra müdürüne bildirdiğini, müdürün tutanak tuttuğunu, kendisine gerçek senedin fotokopisini verip, aslının takibe koyulduğu iddia olunmuştur.
1.Mağdur ... ile sanığın ortak ticari faaliyetlerinin anlaşmazlık sonucu sonlandırılması üzerine, sanık lehine ortaklık katılım payına karşılık olarak mağdur ... tarafından sanığa 80. 000,00 TL meblağlı senedin verildiği, sanığın mağdur aleyhine suça konu senet üzerinden takibe geçtiği ancak icra takibinin suça konu senedin fotokopisi üzerinden yapıldığı ve senedin karşılığının ödendiği iddiasıyla sanığın resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia olunan olayda;
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık niteliği bulunmayacağından, belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı nazara alınarak yüklenen suçtan sanığın beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi,
3. Mahkemesince nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de; sanık tarafından suça konu bono üzerinde tahrifat yapılmadığı, bononun hukuka aykırı şekilde ele geçirilmediği gibi sanığın senedi saklamaya yönelik hileli hareketler de sergilemediği nazara alındığında, sanığın ortaklık katılım payı bedelinin kendisine ödenmesi nedeniyle konusuz kalan suça bonoyu iade etmeyerek icra marifetiyle tahsile kalkışması eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen uzlaşmaya ve basit yargılama usulüne tabi bedelsiz senedi kullanma suçuna temas edip etmeyeceği hüküm yerinde tartışılmaksızın sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin,22.03.2016 tarihli ve 2014/19 Esas, 2016/103 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye başka bir gerekçe nedeniyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2024 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.