HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, suçta kullanılan nakil vasıtasının müsaderesine yer olmadığına
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebebi, sanık ...'a verilen beraat kararı ile suçta kullanılan nakil vasıtasının müsadere edilmemesine dair verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık ...'ın temyiz sebebi, usul ve kanuna aykırı hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
Olay tutanağına göre, 07.09.2013 tarihinde araç sahibi olan sanık ...'un da içinde bulunduğu sanık ...'ın sevk ve idaresindeki...plakalı araçta Konya 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/731 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, aracın arka kasa kısmında koltuklar yatırılarak istiflenmiş üzeri bez ve çuval ile örtülmüş şekilde toplam 890 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasına muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık ... savunmasında, araç sahibi olan sanık ...'un bacanağı olduğunu, ele geçen kaçak sigaraları çalışan işçilerine vermek için aldığını, sanık ...'un araçta kaçak sigaraları gördüğünü, ancak onun ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
Sanık ... savunmasında, aracın kendisine ait olduğunu, yolda giderken sanık ...'ın kendisine araçta sigara olduğunu söylediğini, ancak ele geçen kaçak sigaralarla ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir.
A. Katılan ... İdaresi Vekilinin, Suçta Kullanılan Nakil Vasıtasının Müsadere Edilmemesine İlişkin Temyiz Talebi Yönünden
07.09.2013 tarihinde araç sahibi olan sanık ...'un da içinde bulunduğu sanık ...'ın sevk ve idaresindeki...plakalı araçta yapılan aramada, toplam 890 karton kaçak sigara ele geçirilen olayda, dava konusu kaçak eşyanın taşıma aracının yüküne göre miktar ve hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturması ve kaçak eşyanın değeri ile nakil vasıtasının bilinen değeri göz önüne alındığında müsaderenin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmayacağı gibi hakkaniyete de aykırılık oluşturmayacağı gözetilmeden suça konu nakil aracının müsaderesi yerine iadesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Katılan ... İdaresi Vekilinin, Sanık ...'a Verilen Beraat Hükmüne İlişkin Temyiz Talebi Yönünden
Tüm dosya kapsamına göre, araç sahibi olan sanık ...'un da içinde bulunduğu sanık ...'ın sevk ve idaresindeki...plakalı araçta yapılan aramada, toplam 890 karton kaçak sigara ele geçirilen olayda, her ne kadar sanık ..., aracın kendisine ait olduğunu ve yolda giderken sanık ...'ın kendisine araçta sigara olduğunu söylediğini, ancak ele geçen kaçak sigaralarla ilgisinin bulunmadığını beyan etmiş ise de, kaçak sigaraların yakalanış şekli ve ele geçirildiği yer dikkate alındığında, sanık ...'un mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Sanık ...'ın Hakkında Verilen Mahkûmiyet Hükmüne İlişkin Temyiz Talebi Yönünden
1.Suç tarihi itibarıyla 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamülleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının yürürlükte bulunmadığı ve bu Kanuna aykırılıktan iddianame ile dava açılmadığı halde, mahkemece ek savunma hakkı tanınmadan 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamülleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince hüküm kurulması,
2.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu,
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanun'lar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun) 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un eklenen geçici 12 nci maddesinin ikinci fıkrası nazara alınarak sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ile 16.05.2017 tarihli ve 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 07.09.2013, iddianame düzenleme tarihinin 05.11.2013 olduğu,
Yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi sorgulamasında, kesinleşen Pazarcık Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/573 Esas, 2021/390 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 16.09.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 08.11.2013 olduğu,
Anılan dosyalarda sanığın eylemlerinin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, kesinleşen dosyanın da aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınarak, sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği ve kesinleşmiş cezanın mahsup edilmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
4.Hükümden sonra 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5.Ele geçirilen kaçak sigaraların tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde (A, B ve C) bentlerinde açıklanan nedenlerle sanık ... ve katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 20.03.2024 tarihinde karar verildi.