Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2015 tarihli ve 2015/116 Esas, 2015/503 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan 102 nci maddesinin birinci fıkrası, 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanığın Temyiz İstemi
Özetle; yeterli gerekçeye dayanmayan mahkûmiyet kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Olay günü sanığın toplu taşıma içerisinde katılanın dizine dizini değdirdiği gibi dizini katılanın dizlerinin arasına alarak dokunduğu ve vücudunun alt kısmını katılanın eline dokundurma eylemini gerçekleştirdiği olayda, sanığın eyleminin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı nazara alınıp hüküm kurulması gerekirken, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre;
Ayrıca sanığın eylemini araç içerisinde gerçekleştirdiği ve müsnet suçun işlendiği yerin Kanun maddesinde tarif edilen "İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamlar" dan olmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında belirlenen temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi ile artırılması suretiyle sonuç ceza fazla tayin edilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2015 tarihli ve 2015/116 Esas, 2015/503 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.03.2024 tarihinde karar verildi.