HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2014 tarihli kararıyla sanık ... hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine, sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun 223 üncü maddesi gereği beraatine karar verilmiştir.
2. Yargıtay (kapatılan) 15.Ceza Dairesi'nin 17.05.2016 tarihli kararıyla sanık ... hakkında mahkumiyetin alt sınırdan ayrılmak suretiyle kurulması gerektiği, hükümde 5237 sayılı Kanun'un 51 ve 53 üncü maddeleri uygulanırken yanlışlık yapıldığı gerekçeleri ile, sanık ... hakkında ise eksik inceleme ile beraat hükmü kurulduğu gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.
3. Ankara 9.Ağır ceza Mahkemesi'nin 14.03.2019 tarihli kararıyla sanık sanık ... hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine, sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun 223 üncü maddesi gereği beraatine karar verilmiştir.
4. Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 23.11.2021 tarihli kararıyla sanık ... hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği, sanık ...'nın ise uzlaştırma hükümlerine tabi olan hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
5. Ankara 9.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11.04.2022 tarihli 2022/16 Esas, 2022/430 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43,62,52,53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 20.820 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanıkların müdafilerinin temyiz talepleri, zarar miktarının yanlış belirlendiği, eylemli direnme olduğu, uzlaştırma işlemlerinde katılanın hukuka aykırı tutumda bulunduğu, ceza miktarlarının fazla olduğu, hükümde çelişki bulunduğuna ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz talebi, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasının yanlış olduğu, üst hadden ceza tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir.
1. Sanık ..., sanık ... ve katılan ...'nin ... Bilgisayar destekli Müh. Müş. Ltd. Şti' nin ortakları olup şirket adına sanık ... ve katılanın münferit imzalı müdür oldukları, sanık ...’ın katılandan mal kaçırmak amacı ile şirkete ait 06 AP ... plakalı aracı ... Mimarlık şirketi temsilcisi sanık ...’a aracın emsalinin altında bir değer olan 12.000 TL ye, 06 BE 6327 plakalı aracı da sanıklardan ...'e emsalinin altında bir bedelle devrettiği, bu devirlerin bedellerinin ... şirketinin hesaplarına intikal ettirilmediği, şirket yöneticilerinden sanık ... ile ...'un ... Caddesi no: 64/6 adresinde bulunan daireyi 09.11.2009 tarihinde sanık ...'e sattıkları sanık ...'ın da daireyi dokuz gün sonra sanıklar ... ve ...'nın hemşehrisi olan müteveffa ...'a devrettiği, bu satış bedelinin de şirket hesaplarına girmediği, yine ... projesi 38 ada 1 parsel A3 blok daire: 281 ... İstanbul adresinde bulunan ... şirketine ait dairenin de sanık şirket yöneticisi ... tarafından hileli bir şekilde elden çıkartıldığı bu dairenin 23/11/2009 tarihinde sanık ...'a devredildiği ve sanık Mahmut'un da 21/12/2009 tarihinde sanık ...'a devir işlemini yaptığı bu dairenin satış bedelinin de şirket kayıtlarına girmediği gibi emsal değerinin çok altında devir bedeli gösterildiği, yine ... şirketine ait İstanbul ... plaza kat: 1 no: 7 adresindeki ve şirketin İstanbul ofisi olarak kullanılan taşınmazında sanık şirket yöneticisi ... tarafından katılanın ve ... şirketinin zararına olarak 11.11.2009 tarihinde emsallerinin çok altında bir değere sanıklardan ...'a, onunda 25.12.2009 tarihinde sanıklar ... ve ...'un hemşehrisi olan sanık ...'ya satılmış gibi gösterildiği, toplam emsal değeri 1.800.000 TL civarında olan daire ve araçların muvazaalı devirleri nedeni ile katılanı ve şirketi zarara uğratıp sanıkların iştirak halinde bu bedelleri kendilerine mal edindikleri iddia ve kabul olunmuştur.
2. Dosya kapsamında alınan tarihli bilirkişi ve ek bilirkişi raporları, tanık beyanları, ticaret sicil memurluğu yazıları, dosya kapsamında incelenen Asliye Ticaret Mahkemesi dosyaları, gayrimenkulların devirlerine dair tapu kayıtları ve yazıları, araçların satışlarına dair trafik kayıtları ve tüm dosya kapsamından mahkeme, .sanıklar hakkında suçun işleniş şekilleri, özelliği, sanıkların kişiliği ve kasıtlarındaki yoğunluğu nazara alınarak takdiren alt sınırdan ayrılmak suretiyle zincirleme şekilde hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
3. Atılı suçun 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.
Mahkemece dosyanın uzaştırma bürosuna gönderilmesinden sonra ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmibirinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin durduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 9.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11.04.2022 tarihli 2022/16 Esas, 2022/430 Kararsayılı kararında sanıklar müdafii ve katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafinin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.