Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 19.12.2017 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halinde iken davalı ...'in adına kayıtlı aracın müvekkiline aracına çarpmak suretiyle maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmesine yol açtığını, meydana gelen kazada kırmızı ışıkta geçen davalı ... trafik işaretlerine uymamak suretiyle tam kusurlu olduğunu, olay nedeniyle Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/75 Esas sayılı dosyasında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ...'in mahkumiyet kararı aldığını, kaza nedeniyle müvekkilinin bilincini kaybettiğini, sağ femur kemiği kırığı, bacaklarının çeşitli bölgelerinde ezik ve oyuklar, vücudunun ve kafatasının bir çok bölgesinde kalıcı ezik ve şişlikler meydana geldiğini, bel bölgesinde kalıcı hasar ve ameliyat olmayı zorunlu kılacak büyüklükte birden çok bel fıtığı oluştuğunu, müvekkilinin geçimini mali müşavirlik yapmak suretiyle sağladığını, sağlık durumu nedeniyle çalışmadığını, kazanın üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen halen uzun süre ayakta duramadığını ve uzak mesafe yürüyemediğini, meydana gelen kaza nedeniyle % 11 oranda malul kaldığını, bu nedenle çalışma gücünün sürekli azaldığını, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkiline ait motosiklette oluşan hasarın tamiri için yapılan giderlerin bir kısmı karşılanmışsa da yapılan kesinti nedeniyle bir kısım giderler bakımından müvekkilinin alacağının halen devam ettiğini, müvekkilinin yaşamış olduğu acı ve ızdırabın bir nebze dahi olsa azaltılması için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den alınarak müvekkiline verilmesini talep ettiklerini, vekil edenin kaza nedeniyle yapmış olduğu tedavi giderleri, ödenen vergi cezaları, mahkum kalınan gelirler, araçta meydana gelen zararın tazmini ve malullük nedeniyle çalışma gücünün sürekli azalmasına bağlı tazminat talepleri dahil maddi zararlara karşılık ileride arttırılmak üzere şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile 19.12.2007 tarihinde kendisine yeşil ışık yanması nedeniyle hareket ettiğini, ancak bu sırada davacının sevk ve idaresindeki ...plakalı motosiklet kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen geçiş ihlali yaparak müvekkilinin idaresindeki araçla yaralanmalı kazanın meydana geldiğini, her ne kadar davacı yan ışık ihlali hususunda kendisine yeşil ışık yandığını iddia etse de bu hususun ceza yargılamasında açıklığa kavuştuğunu, kesinleşen Antalya 1 Sulh Ceza Mahkemesinin dosyasında alınan raporlara göre belirlenen kusur oranına göre maddi ve manevi tazminat talebinin haksız olduğunu belirterek davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde hem Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile hem de Kasko (İhtiyati Mali Mesuliyet) poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup bedeni zararlar halinde maddi tazminat talepleri için şahıs başına azami poliçe teminat limitinin 80.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, ayrıca aracın Kasko (ihtiyari mesuliyet poliçesi) ile sigortalı olduğunu, mezkur poliçede yer alan manevi tazminat kaza başına azami limit 20.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat mal varlığına ilişkin olmayan fakat zarar verici olay dolayısıyla kişinin duygusal aleminde durduğu acı ve ızdırap nedeniyle maruz kaldığı zararların tazminine yönelik olup manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayacak şekilde belinlenmesi gerektiğini, davacının araçta takılması zorunlu olan koruma kastı takıp takmadığının dolayısıyla ortaya çıkan sonuçta mütefarik kusurlarının bulunup bulunmadığı hususlarının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına sebebiyet vermediğini davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2008/75 esas 2009/855 karar sayılı ilamı ile davalı ...'in kırmızı ışıkta geçerek kazaya sebebiyet verdiği hususunun maddi vakıa yönünden sabit olduğu, araç hasarı talebi yönünden alınan bilirkişi raporunda davacıya ait motosiklette toplam 1.799,50 TL'lik hasarın oluştuğunun tespit edildiği, sunulan faturaların davacı adına düzenlenen faturalar olmadığı, kazadan 3 yıl sonra düzenlenen faturalar olduğu, faturalarda yapılan masrafların motosiklete ilişkin olduğu hususunda bir ibare olmadığı, hasar bedeli talebinin reddedildiği, dosya kapsamındaki iş göremezlik raporlarının arasındaki çelişkinin giderilerek maluliyet oranı tespiti için dosyanın Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 27.01.2020 tarihli raporda özetle; Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri kapsamında davacının fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin 19.12.2007 tarihinden itibaren 9 (dokuz) ay olduğunun belirlendiğini, davacının geçici iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının 7.059,85 TL olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) dışı tedavi giderlerinin 132,00 TL olduğunun bildirildiği, manevi tazminatın belirlenmesinde tarafların maddi durumu, davacının duyduğu elem ve ızdırap gözetilerek, maluliyet oranı, kusur oranlarının göz önüne alındığı gerekçesiyle davacı tarafın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile sabit olan 7.191,85 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi açısından poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydı ile ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, diğer davalı açısından kaza tarihi olan 19.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.12.2007 tarihinden itibaren işleycek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; geçici iş göremezlik zararının hatalı hesaplandığını, 9 aylık sürenin 8 ayının 2008 yılına tekabül etmesine karşılık 2007 yılı gelirinin esas alınmasının doğru olmadığını, yine 9 aylık çalışamaması sebebiyle kâr mahrumiyeti meydana geldiğini, yine gelir hesabı yapılırken gerçek zarar yerine sunulu beyannamelerin nazara alınmasının doğru olmadığını, hal ve şartlara, müvekkilinin yaşadığı acı ve ızdıraba göre takdir edilen manevi tazminat tutarının az olduğunu, tedavi sürecinde mükelleflerine ait bir çok beyannameyi süresinde veya hiç veremediğini, bu sebepten dolayı müvekkilinin mükellefler aleyhine tahakkuk ettirilen vergi cezalarını da ödemek zorunda kaldığını, yerel mahkemenin araçta meydana gelen hasara ilişkin kararının eksik ve hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; araç hasarına ilişkin bilirkişi raporunun usulüne uygun olduğu, kazadan epey müddet sonra yapılan tamiratların kaza ile illiyetinin tespit edilememesi sebebiyle dikkate alınmamasının usulsüz olmadığı, geçici iş göremezlik hesabında gelirin usulüne uygun alındığı ve hesaplamanın da kazanın meydana geldiği tarihteki kazanca göre yapıldığı, davacının geçici iş göremezlik müddeti boyunca kimi mükelleflerin beyannamelerini veremediği, bu sebeple cezalı duruma düşülmesi sebebiyle anılan cezaları ödemesi sebebiyle tazminat istemi hususunda cezalı duruma düşme ile kazada yaralanma(geçici iş göremezlik müddetince bu nevi işlere bakamama) arasında illiyet bağının ortaya konulamadığı, temin edilen mali müşavir bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davalıların bu zarar kaleminde sorumlu tutulamayacağının anlaşıldığı, kaza tarihi, davacıdaki yaralanmanın şekli ve derecesi ile paranın satın alma gücüne göre takdir edilen manevi tazminat tutarının hak ve mesafete uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle başvurunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan diğer davalının sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik ve tedavi gideri, araç hasarı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri.

tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun düzenlenmesine, gelirin doğru uygulanmasına ve belirlenen manevi tazminat miktarının kazaya ve yaralanmaya uygun belirlenmesine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Davacının diğer temyiz itirazına gelince; davacı kazada motosikletinin hasara uğradığını belirtilerek araç hasarı ile ilgili de talepte bulunmuştur. Davacı tarafından dosyaya sunulan faturalar kazadan üç yıl sonrasına ait ise de, kazanın maddi hasarlı olduğu kaza tespit tutanağında belirlenerek tutanak imza altına alınmıştır. Bu haliyle araçta bir miktar hasar olduğu bellidir. Her ne kadar kaza ile ilgili başka belge yok ise de, kazada davacının kullandığı motosikletin modeli dikkate alınarak tutanaktaki kaza nedeniyle oluşabilecek kazanın boyutu dikkate alınarak hasarın miktarı konusunda bilirkişiden rapor alınmalı; bilirkişi miktar belirtmediği takdirde kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42 nci maddesi (6098 sayılı TBK m. 50) hükmüne göre: “Zararı ispat etmek müddeiye düşer, zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hakim, halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder.” hükmüne göre hasar nedeniyle uygun bir miktar tazminat takdiri gerekirken, araç hasar tazminat talebinin tümden reddi doğru değildir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmak suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

1. Değerlendirme bölümünün 1. bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün 2. bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararın ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.