Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derce Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 06.11.2016 tarihinde davalının idaresindeki araç ile davacıların murisi ... idaresindeki aracın karıştığı kaza sonucunda davacıların eşi ve annesi olan muris ...'nün vefat ettiğini, meydana gelen kazada ... ve ...'in de yaralandıklarını, davalı aracının trafik sigorta şirketi olan Axa Sigorta AŞ tarafından 229,426,27 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığını, ancak 24.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda bu tazminatın 256,786,94 TL olarak hesaplandığını, aradaki 30.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, davalı sürücünün kazanın oluşunda tam kusurlu olduğunu, bu durumun önceki raporlarla sabit olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 30.000 TL maddi her bir müvekkili için 200.000 TL den toplam 600.000 TL manevi olmak üzere toplam 630,000 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın zamanaşımına uğradığını, ceza dosyasının kesinleşmediğini, Yargıtay aşamasında olduğunu, taraflarınca haricen alınan uzman görüşlerinde davacıların murisi ...'nün kusurlu olduğunun belirtildiğini, müteveffanın kaza sırasında emniyet kemeri takıp takmadığı konusunda bilgi sahibi olmadıklarını, emniyet kemeri taktığını düşünmeleri halinde bile müteveffanın göğüs kafesi ve kaburga kemiklerinin kırılmasının çok hızlı araç kullandığını gösterdiğini, davacının maddi zararlarının sigorta şirketleri ve güvence hesabı tarafından karşılandığını, ayrıca başkaca maddi zararlarının söz konusu olmadığını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek davacılar tarafından açılan maddi tazminat istemli davanın kısmen kabulü ile 20.788,62 TL'nin (14.255,77 TL'si davacı ...'ye, 4.576,29 TL'si davacı ..., 1.956,56 TL'si davacı ...'ye ait olmak üzere) 06.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacılar tarafından açılan manevi tazminat istemli davanın kısmen kabulü ile 60.000,00 TL manevi tazminatın 06.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 40.000,00 TL manevi tazminatın 06.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 40.000,00 TL manevi tazminatın 06.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile; 20.000 TL maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yetersiz olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; müteveffa ...'nün de kusurlu olduğunu, özellikle kusur oranının hatalı belirlendiğini, ayrıca davacı tarafın tazminat hesabında PMF 1931 Yaşam Tablosunun değil TRH 2010 Yaşam Tablosunun esas alınması gerektiğini, destek paylarının hatalı olduğunu beyan ederek istinaf taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maddi tazminat bakımından hükme esas alınan 11.10.2018 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda PMF 1931 yaşam tablosuna göre 1977 doğumlu ve olay tarihinde 39 yaşında olan ölenin bakiye ömrü 30,31 yıl olarak kabul edildiği halde, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre bakiye ömrü 40,20 yıl olacağından, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılması halinde maddi tazminat bakımından istinaf başvurusunda bulunan davalının sıfatı uyarınca, davalı aleyhine sonuç yaratacağı gerekçesiyle PMF 1931 tablosuna göre hesaplama yapılmasının sonuca etkili olmadığı görüldüğünden davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf isteminin yerinde bulunmadığı, yine aktüer raporunda davacı eş ve çocuklar için destekten yoksun kalma tazminatının toplam 256,786,94 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın bu rapor ile davadan önce dava dışı Axa Sigorta şirketine başvurması üzerine Sigorta tarafından da yaptırılan aktüerya hesaplaması sonucu davacılar vekiline 18.03.2016 tarihinde toplam 229,426,27 TL ödeme yapıldığı, böylece davacıların ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesaplamaya göre gerçek zararlarının %90 oranında karşılandığı, 290.000,00 TL olan sigorta poliçe limitinin altında kalan ödeme tutarı kabul edilerek sigorta şirketinin ibra edildiği, bu ödeme tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede de bu bedelin davacılar tarafından kullanıldığı da gözetildiğinde, davacıların dava tarihi itibariyle karşılanmamış maddi zararı olmadığı sonucuna ulaşıldığından; davacılar vekilinin maddi tazminat istemine yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, davalılar vekilinin maddi tazminat istemine yönelik başvurusunun bu nedenle yerinde olduğu, taraf vekillerinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusu ise; ilk derece mahkemesince davacıların manevi tazminat isteminin her bir davacı bakımından 150.000 er TL den olmak üzere 450.000 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi manevi tazminattan ulaşılmak istenilen manevi tatmin (doyum) için yeterli olacağı halde, davacı eş bakımından 60.000 TL davacı küçükler bakımından 40.000 er TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinin çok yetersiz ve az olduğu gerekçesiyle; davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin yerinde olduğu, davalı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b/2. maddesine göre yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacıların maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı eş ... bakımından 150.000 TL manevi tazminatın, davacı ... bakımından 150.000 TL manevi tazminatın, davacı ... bakımından 150.000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı haksız eylem tarihi olan 06.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve ayrı ayrı davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; manevi tazminatın yüksek olduğunu, kusur oranlarının hatalı belirlendiğini belirtmiştir.
davalının sürücüsü olduğu aracın davacılar desteğinin sürücüsü olduğu araçla karıştığı trafik kazası sonucunda davacıların desteğinin vefat etmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 91 inci maddeleri.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile dosyada mevcut kusur raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmamasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.