Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2012 tarihli kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 ve 62 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Sanık müdafi tarafından kararın temyizi üzerine, Yargıtay 21. Ceza Dairesinin 18.05.2016 tarihli ve 2015/7205 Esas, 2016/4512 Karar sayılı kararı ile sürücü belgesi ve nüfus cüzdanını aynı anda ele geçirilmesi nedeniyle zincirleme suç koşullarının oluşmadığı, belge sayısının cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği gözetilmeden, suçun zincirleme şekilde işlendiğinin kabulü ile fazla ceza tayini, hak yoksunluklarının hükümde gösterilmemesi ve suça konu belgelerin nüfus cüzdanı ile sürücü belgesi olmasına rağmen, pasaportun delil olarak saklanmasına karar verilmesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2016 tarihli ve 2016/328 Esas, 2016/434 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 17.10.2016 tarihinde kesinleşmiştir.

4. İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli ve 2020/482 Esas, 2021/409 Karar sayılı kararı ile sanığın denetim süresi içerisinde 22.07.2019 tarihinde işlediği, resmi belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiş ve kesin nitelikteki bu karar sonrası iş bu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.

5. İhbar üzerine İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2022/71 Esas, 2022/322 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar aynen açıklanarak, özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz isteği, eksik inceleme yapılarak karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.

Sanığın 18.06.2010 tarihinde kolluk görevlileri tarafından yapılan kontrolde, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ancak arkadaşı ... kimlik bilgileri ile düzenlenmiş suça konu sürücü belgesini ve nüfus cüzdanını ibraz etmesi üzerine resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmiştir.

3. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 03.10.2010 tarihli raporunda, suça konu belglerin tamamen sahte olarak düzenlendiği ve aldatıcılık niteliği taşıdığı belirtilmiştir.

4. Mahkemece, sanık savunması, uzmanlık raporu ile tüm dosya kapsamından, suça konu belgelerin aldatma kabiliyetinin bulunduğu ve sanığın atılı suçu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (son) cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 17.10.2016 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 22.07.2019 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;

1. Gerekçeli karar başlığında 19.06.2010 olarak yanlış yazılan suç tarihinin, suça konu belgelerin ele geçirildiği 18.06.2010 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

2.Hükümde ayrıca gösterilmemiş ise de, kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan, 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki hak yoksunluklarının, Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalardaki ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerler uyumlu olarak kesin verilerek dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımlarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2022/71 Esas, 2022/322 Karar sayılı kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.