SUÇLAR: Suç işlemek için örgüt kurmak, suç işlemek için kurulan örgüte üye olma, suç işlemek için kurulan örgüte yardım etme, nitelikli yağma, yağmaya teşebbüs, tehdit, mala zarar verme, kasten yaralama, tefecilik, 2863 sayılı Kanun'a muhalefet, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, güveni kötüye kullanmak

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanıklar ... ve ... hakkında Mağdur ...'e yönelik eylemleri sebebiyle yağmaya teşebbüs suçundan iddianame düzenlenmesine rağmen hüküm kurulmadığı belirlendiğinden; bu konu hakkında zaman aşımı süresi içerisinde hüküm kurulması olanaklı görülmüştür.

1-Sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek için kurulmuş örgüte üye olmak, sanık ... ve sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'a yönelik yakarak mala zarar verme suçlarından verilen beraat ve mahkûmiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklar hakkında aynı olay nedeniyle Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2013 tarihli, 2010/161 Esas ve 2013/4 Karar sayılı ilamı ile yürütülen kamu davasında mahkûmiyet ve beraat kararı verildiği ve bu kararların kesinleşmiş olduğu dikkate alınarak, Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin sanıklar ..., ... ve ... hakkında bu suçlar yönünden verdiği kararların hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına da konu edilmesi mümkün olmadığından, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,

2-Katılan ... ile ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
... ile ... vekilinin suç işlemek için örgüt kurmak, suç işlemek için kurulan örgüte üye olma, suç işlemek için kurulan örgüte yardım etme, nitelikli yağma, yağmaya teşebbüs, tehdit, mala zarar verme ve kasten yaralama, hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçlarından zarar görmesinin mümkün olmadığı ve bu suçlar yönünden davaya katılma ve hükmü temyiz etme ... bulunmadığından temyiz taleplerinin, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

3-Sanıklar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek için kurulmuş örgüte üye olmak, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek için kurulmuş örgüte yardım etmek suçundan suçundan hükmolunan mahkûmiyet kararlarına yönelik sanıklar, sanıklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık ...'un hükümden sonra 04.10.2023 tarihinde öldüğünün Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, sanığın ölümü halinde, Yargıtay'ın ilgili Dairesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8 inci maddeleri uyarınca, düşme kararı verilmek üzere bozulmasına karar vermektedir. Fakat bu durumda kısa bir süre de olsa, ölen sanık hakkında yargılama faaliyetine devam edilecek iken, usul ve Yasa'ya uygun olan zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi halinde, yargılama faaliyeti sona ermiş olacaktır.

Her ne kadar hükmün 40. fıkrasında sadece ... yazılmış ise de; ... hakkında gerekçeli kararda sanığın ad ve soyadının hükümde sehven eksik yazıldığının belirtilmesi suretiyle maddi hatanın açıklığa kavuşturulduğu, Mahkeme kararında; ... hakkında örgüt üyeliği suçundan hüküm olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Sanıklar hakkında uygulanan 5237 sayılı Kanun'un 220/2, 220/3,220/7. maddelerinde belirtilen suçlar için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasa'nın 66/1-e, 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık uzayan dava zamanaşımının suç tarihi olan 2008 ve 2009 tarihlerinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar, sanıklar müdafiileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

4-01.11.2008 tarihinde müşteki ... Onal'a yönelik ... nedeniyle sanıklar ... ve ... hakkında kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, sanıklar ... ..., ..., ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik sanıklar, sanıklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 220/5, 86/1,86/3-e, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ile Bıçaklar ve Diğer Aletler Hakkında Kanunu'nun (6136 sayılı Kanun) 13/1, 15/1. maddelerinde düzenlenen suçların gerektirdiği cezaların türleri ve üst sınırlarına göre; 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e, 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık kesintili dava zamanaşımı süresinin, suç tarihlerinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar, sanıklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

5-Sanıklar ... ve ... hakkında müşteki ...'e yönelik nitelikli tehdit, sanıklar ... ve ... hakkında müşteki ...'e yönelik nitelikli tehdit, sanıklar ..., ... ve ... hakkında müşteki ...'ya yönelik nitelikli tehdit, sanık ... hakkında sanık ...'e yönelik nitelikli tehdit suçlarından hükmolunan mahkûmiyet kararlarına yönelik sanıklar, sanıklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 220/5, 106/2-d maddelerindeki suçların gerektirdiği cezaların türü ve üst sınırlarına göre; aynı Yasa'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının suç tarihi olan 2008 ve 2009 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar, sanıklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

6-Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanmak, sanıklar ... ve ... hakkında müşteki ...'ye yönelik yaralama, sanıklar ... ve ... hakkında müşteki ...'a yönelik mala zarar verme suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik sanıklar, sanıklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 220/5, 86/2,151/1, 257/1. maddelerinde düzenlenen suçların gerektirdiği cezaların türleri ve üst sınırlarına göre; Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e, 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık kesintili dava zamanaşımı süresinin, suç tarihlerinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafileri ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

7-Sanıklar ... ..., ... ve ... hakkında 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan hükmolunan mahkûmiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklar ... ..., ... ve ...'e atılı 2863 sayılı Kanun'un 67/1. maddesinde tanımlanan suçunun gerektirdiği cezanın, türü ve süresine göre, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık dava zamanaşımının suç tarihi olan 2009 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar, müdafileri, katılan ... vekili ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

8-O yer Cumhuriyet savcısının sanık ... hakkında tefecilik suçundan verilen beraat, sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen beraat, sanıklar ... ve ... hakkında müşteki ...'a yönelik yaralama suçundan verilen beraat, sanık ... hakkında müşteki ...'e yönelik tehdit suçundan verilen beraat, sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen beraat, sanıklar ... ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklara atılı suçların gerektirdiği cezanın, türü ve süresine göre, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık dava zamanaşımının suç tarihi olan 2008 ve 2009 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının ve hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

9-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımlanan suçun gerektirdiği cezaların türü ve üst sınırlarına göre, aynı Yasa'nın 66/1-d ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağan dava zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki düşürülmesini isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılarak açıklanan nedenlerle mahkeme kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

10-Sanık ... hakkında suç işlemek için örgüt kurma suçundan hükmolunan mahkûmiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık ... ve sanık müdafinin "cezalandırmaya yeterli somut delil bulunmadığına, eksik incelemeyle mahkumiyet kararı verildiğine, suçun ... olmadığına", o yer Cumhuriyet savcısının "sanık hakkında daha fazla cezaya hükmedilmesi" gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

11-30.09.2008 tarihinde müştekiler ... ve ...'ın ikametlerinin yakılması olayı ile ilgili sanıklar ... ve Rasim Arpagün hakkında verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 151/1, 152/2-a maddelerinde tanımlanan suçların gerektirdiği cezaların türü ve üst sınırlarına göre, aynı Yasa'nın 66/1-d ve 67/4. maddelerinde öngörülen 22 yıl 6 aylık uzayan dava zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki düşürülmesini isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. Mahkeme kararında sanıklar ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

12-Sanık ... hakkında müşteki ...'e yönelik yağmaya teşebbüs, müşteki ...'a yönelik yağma suçlarından hükmolunan mahkûmiyet kararlarına yönelik sanıklar, sanıklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmıştır.

Ancak;
Müşteki ...'in olay günü birden fazla kişi tarafından gece vakti ikâmetinden kaçırılmaya çalışıldığı hususunun iletişimin tespiti tutanaklarından anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c-d-f-h maddeleri uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, aynı şekilde müşteki ...'a da birden fazla sanık tarafından bir işyerinde zorla senet doldurtulduğu yönünde iletişimin tespiti tutanaklarının bulunması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c-d-f maddeleri uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

13-Sanık ... hakkında suç işlemek için kurulmuş örgüte yardım etmek suçundan hükmolunan mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İddianamenin anlatımına göre de; müşteki ...'in, Birer Turizm isimli şirketin müdürü olduğu, şirketin otobüslerinin yakıt ihtiyaçlarını şüpheli ...'e ait ... Petrol Ticaret isimli petrol istasyonundan karşıladığı, müşteki ...'in yakıt karşılığı şüpheli ...'e senet verdiği ancak borçlarını ödeyemediği ...'nin de senetlerin tahsili için örgüt üyesi ölen sanık ...'a verdiği anlaşılan olayda; sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik eyleminin yağmaya teşebbüse azmettirme suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

14-Sanıklar ... ..., ... ve ... hakkında müşteki ...'ya yönelik yağma suçundan hükmolunan mahkûmiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların müştekiyi darp ederek zorla cebinde bulunan 250,00 TL parayı yağmaladıklarının kabul edildiği olayda, sanıkların atılı suçu işlediğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... ve müdafileri ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

25.06.2024 tarihinde karar verildi.

İddianamede anlatılan 4. olayla ilgili müşteki ...'e yönelik eyleminden ötürü sanık ... hakkında örgüte yardım suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 220/7. maddesi delaletiyle 220/2. maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

Somut olay değerlendirildiğinde müşteki ...'in şirketine ait araçların akaryakıtını sanık ...'in sahibi olduğu HAT Petrol isimli benzin istasyonundan temin ettiği, karşılığında sanığa senet verdiği ancak borcunu zamanında ödeyemediği, sanık ...'nin senetleri tahsil etmesi için örgüt üyesi olan ve hakkında ölüm nedeniyle düşme kararı verilen diğer sanık ...'a vererek yağma suçuna azmettirdiği, iletişimin tespitine ilişkin kayıtlar ve müşteki beyanı dikkate alındığında sanık ...'in gerek telefon ederek gerek müştekinin işyerine suç örgütü mensuplarıyla gelerek senetleri tahsil etmek amacıyla bir çok kez müştekiyi tehdit ettiği, hürriyetinden yoksun bırakmaya çalıştığı, ayrıca şikâyetinden vazgeçmesi için baskı yaptıkları anlaşılmıştır.

Sanık ...'in müştekiden alacağı olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı nazara alındığında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinde düzenlenen hukuki ilişkiye dayalı alacağın tahsili amacıyla tehdit suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, sanık hakkında suç örgütüne yardım suçundan kamu davası açılmış ise de iddianamedeki anlatım değerlendirildiğinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225. ve 226. maddesindeki düzenleme doğrultusunda bu hususun ek savunma ile giderilebileceği, ayrıca hukuki alacağın söz konusu olduğu hallerde sanığın azmettiren veya müşterek fail olarak suça katılması durumunda suç vasfı yönünden sanık hakkında farklı bir uygulamanın yapılamayacağı, nitekim dairemizin yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğu, bununla birlikte sanığın üzerine atılı alacağın tahsili amacıyla tehdit suçu yönünden 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddesindeki 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin hüküm tarihinden sonra dolduğu anlaşıldığından kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sanığın eyleminin yağmaya teşebbüse azmettirme suçunu oluşturduğuna dair Sayın çoğunluğun (13) numaralı bozma kararına iştirak etmiyorum.