HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana 5,. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2014 tarihli ve 2014/25 Esas 2014/628 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiştir.
2. Anılan kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 14.12.2020 tarihli 2017/32227 Esas, 2020/12106 Karar sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmiştir.
3. Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli ve 2021/36 Esas, 2022/399 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 62 nci, 51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay erteli hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanıklar müdafiler usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir.
Cumhuriyet savcısı temyiz talebinde; basit yalanın dolandırıcılık suçunun unsuru olan hileye vücut vermeyeceği, eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
1. Sanık ...'ın, Mersin ili Tarsus ilçesi, ... köyü, KN 34.23-A pafta 323 parselde kayıtlı bağ vasfındaki taşınmazı, 28/01/2013 tarihinde hissedarlarından 4.000 TL'ye satın aldığı ve 16.05.2013 tarihinde ... isimli kişiye 5 000 TL'ye satarak tapuda mülkiyetini devrettiği, sanık ...'ın bu satıştan dört gün sonra akrabası olan katılana Çukurova Kuyumcular mevkiinde 160 000 TL'ye güzel bir arsa olduğunu, bu arsayı satın alması durumununda 280.000 TL'ye Ankara'da buğday tüccarı olan kişiye satacağını söylediği, akabinde diğer sanık ... ’u arsanın alıcısı olarak tanıtıp, katılanla yemekte buluştukları, burada sanık ... 'un pazarlık sonucu 280.00 TL'ye katılandan bu yeri satın almak konusunda anlaştığı ve katılana 8.000 TL kapora verdiği, bunun üzerine katılanın, tanık ...'tan 100.000 TL borç para alıp kendisinde olan para ile birlikte toplam 160.00 TL parayı sanık ...'a verdiği, sanık ...'ın katılandan İlkay Kaya adlı kişi adına arsa satışı için vekalet aldığı ve arsanın katılan adına devrinin sağlandığı, ancak paranın alınmasından sonra söz konusu taşınmazın sanık ... tarafından satın alınmaktan vazgeçildiği, gerçek değeri 160.000 TL'nin çok altında olan arsa ile ilgili olarak alınan paranın da iade edilmediği, bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birlikteliği ile hareket ederek dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilmiştir.
2. Bozma ilamında; sanıkların kastının belirlenebilmesi için bağ vasfındaki taşınmazın satış tarihi itibarıyla rayiç bedelinin ne olduğu hususunun araştırılması, sanık ... hakkında ekonomik ve sosyal durum araştırması yapılarak, sanık ...’un suç tarihi itibarıyla gelir-gider durumunun ne olduğu, 280.000 TL. bedelle arsa alacak gelirinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
3. Bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada bağ vasfındaki taşınmazın satış tarihi itibarıyla rayiç bedelinin 99.000,00 TL olduğu tespit edilmiş ve sanık Beyazıt Bestami Tunç’un suç tarihi itibarıyla mali durumu araştırılmıştır.
4. Sanıklar; suçu kabul etmemiştir.
5. Mahkemece sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı belirlenerek suçun uzlaşmaya tabi olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, uzlaşmanın sağlanamadığı, bu suretle izah edilen deliller çerçevesinde sanıkların dolandırıcılık suçundan mâhkumiyetine hükmedilmiştir.
Yukarıda Olay ve Olgular kısmında detaylı anlatıldığı üzere ; sanıkların katılanı davaya konu taşınmazı daha yüksek bir fiyat ile satabileceği hususunda ikna edip işlem tarihindeki fiyatına göre fahiş bir fiyatla satarak dolandırdıkları iddiasıyla açılan kamu davasında sanıkların mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanık ...'la akraba olan ve daha önce hem sanık aracılığıyla hem de başka şekilde taşınmaz alan katılanın taşımazın yerini, konumunu belirleyerek yaklaşık ederini öğrenebileceği, '' taşınmazı kısa sürede yüksek fiyatla satabileceği'' yönündeki beyanın basit yalan niteliğinde kaldığı ve hile boyutuna ulaşmadığı, sanıklara isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, ihtilafın hukuki mahiyette olduğu anlaşılmakla, sanıkların beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanıklar müdafiileri ve Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.06.2024 tarihinde karar verildi.