Kısmen Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 23.Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı kooperatif arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tanzim edildiği, sözleşmede arsa sahibi olan davacının maliki olduğu iki taşınmazdaki hisselerinin bir bölümünü inşaatın aşamasına göre davalı yükleniciye devretmeye, davalı yüklenicinin de sözleşme konusu taşınmazlar üzerinde inşa edeceği 360 bağımsız bölüm ve dokuz bloktan oluşacak yapıda, sözleşmenin ekinde yer alan vaziyet planında da gösterildiği B1, B2, C Blok'ların tamamını, B3 blok'un güneye bakan tarafından yer alan bodrum kat hariç 18 bağımsız bölüm ile B3 blok'un kuzeye bakan tarafından yer alan en üst kattan aşağıya doğru 6 bağımsız bölüm olmak üzere toplam ... bağımsız bölümü anahtar teslim olarak inşa etmeyi, iskanını almayı, çevre düzenlemesini yapmayı taahhüt ettiği, yüklenicinin 13.05.1999 tarihinden itibaren 66 ay içerisinde tamamlamayı taahhüt ettiği, süre geçmesine rağmen taahhüdüne uymadığı, Ümraniye 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/141 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığı, gecikme nedeni ile her daire için 300 Alman markı gecikme cezası ödemesi gerektiğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 15.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini, ıslah dilekçesi ile eksik işler bedelini 1.679.879,53 TL, ceza-i şart alacağı bedelini ise 4.051.206,14 TL ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmeye göre %40 arsa sahibine, %60 kooperatife kalacak şekilde sözleşme yapıldığı davacıya ... daire düşmesi gerektiği, arsa sahibinin zamanında tapuyu devretmemesi nedeni ile 360 bağımsız bölüm yapılamadığı, arsa sahibine de ... daire verilmesinin hukuken mümkün olmadığı, kooperatifin zarara uğratıldığı, yasaya uygun olarak 315 bağımsız bölüm + 9 adet kapıcı dairesinin yapılabildiği, arsa sahibinin gecikmeyi gündeme getirmesinin objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, 17 Ağustos 1999 depremi, 2001 ekonomik krizi, Çevre İl Müdürlüğü'nün bölgenin su havzası içerisinde olması nedeni ile inşaatlar durdurması nedeni ile sürenin uzadığı, ruhsat tarihinin sona erdiği, ruhsatın sona ermesi nedeni ile inşaatların mühürlendiği, tüm zorluklara rağmen inşaatların devam ettiği, davacının ilk tapuları 21.06.2007 tarihinde kooperatife vermesi sonucunda yeni imar durumu için müracaat edilmediği, 22.02.2008 tarihinde kooperatif adına ruhsatların yenilendiği, davacı arsa sahibinin bilgisi doğrultusunda bir kısım gecikmeler olduğu, arsa sahibinin bilgisi ve onayı dahilinde bazı proje dışı imalatlar olduğunu belirterek, davacının, davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 12/05/2015 tarihli ve 2013/365 E., 2015/182 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin 12/05/2015 tarihli ve 2013/365 E., 2015/182 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi 07.06.2018 tarih ve 2015/8071 E., 2018/3578 K. sayılı ilamında; " Dava dosyası temyiz aşamasında iken, davacı vekilince dosyaya sunulan, 01.09.2015 havale tarihli dilekçe ve eki protokolden davacı ve davalı arasında 14.08.2015 tarihli sulh protokolü imzalandığı anlaşılmıştır. Sulh, 6100 sayılı HMK'nın 313. maddesi uyarınca, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme olup, aynı Yasa'nın 315. madde hükmü uyarınca, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm sonuçlarını doğurur. Aynı Kanun'un 314. maddesi uyarınca sulh, karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür. Bu itibarla, taraflar arasında yapılan 14.08.2015 tarihli protokolün mahkemece değerlendirilmesi ve bir karar verilmesi gerektiğinden, bunun sağlanabilmesi için hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, her ne kadar davacı tarafın ıslah dilekçesine konu ettiği kısımdan daha aşağı bir bedele hükmedilmiş ise de bu durum, davacı tarafın istemi yönünden haksız bulunduğundan değil, açıklandığı üzere sulh protokolü içeriği nazara alınarak yapılan değerlendirmeden kaynaklandığı belirtilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sulh protokolü dikkate alındığında, davacıya düşen bloklardaki eksikliklerin bulunmadığı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile belirlendiğini, ancak buna rağmen mahkemece eksik iş bedeline hükmedildiğini, yapılan fazla imalatlar bulunmasına rağmen bunun raporlarda hesaplanmadığını, ceza-i şart bakımından yapılan hesaplamada fiilen mevcut olan daire sayısına göre değil, sözleşmede arsa sahibine düşeceği belirlenen daire sayısına göre fazladan haksız yere hesaplama yapıldığını, ... daire yapılmasının ruhsata aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak açılan eksik işler bedeli ve gecikme tazminatı istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci ve devamı maddeleri,
Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddeleri,

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin fazla imalatının bulunmadığı dosya kapsamından sabit olmakla davalı vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Mahkemece hükmedilen gecikme tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmede her ne kadar arsa sahibine %40 oranına tekabül edecek şekilde ... bağımsız bölüm düşeceği kararlaştırılmış ise de; fiilen yapılan bağımsız bölüm sayısının ... olmadığı dosya kapsamından sabit olmakla, toplam yapılan bağımsız bölüm sayısına %40 oranı uygulanarak çıkan sonuca göre gecikme tazminatının hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken sözleşmedeki ... bağımsız bölüm sayısı üzerinden karar verilmesi doğru olmamıştır.

3. Taraflar arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibine düşecek olan blokların B1,B2,B3 ve C blok olduğu, daha sonra taraflar arasındaki sulh protokolünde yükleniciye düşecek olan B4 blok ile C blok'un paylaşımda takas edildiği ve arsa sahiplerine sonuç olarak b, b2, b3 ve b4 blokların düştüğü anlaşılmaktadır. Davalı vekilince de bu bloklarda eksik iş kalmadığının ileri sürüldüğü, ancak mahkemece bu husus değerlendirilmeden karar verildiği anlaşılmış, bu nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.

Açıklanan sebeplerle;

1.Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.2 ve 3 no.lu paragraflarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Temyiz harcın istek halinde davalıya iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

25/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.