Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vasisi Velittin, davalı ... tarafından...'dan alınan vekaletneme ile 244 ada 67 parsel sayılı taşınmazdak...’nin 1/2 payının diğer davalı ...'a satış suretiyle temlik edildiğini ve Hüsniye’ye herhangibir bedel ödenmediğini, işlemin ...’nin ehliyetsizliği nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde vekalet görevini kötüye kullanan davalı ...'den 7.000.-YTL'nin yasal faiziyle tahsilini istemiş; yargılama sırasında ...'nin ölümü üzerine tüm mirasçıları davayı takip etmişler, davalı ... hakkındaki davadan feragat ettiklerini bildirmişler; çekişmeli taşınmazdaki çoğu bağımsız bölümün el değiştirmesi nedeniyle de davalı ...’a yönelik davayı tazminata dönüştürmüşlerdir.
Davalı ..., taşınmazı iyiniyetle ve vekalete dayanarak satın aldığını satın aldıktan sonra 5 katlı bina inşa ettiğini; davalı ... ise, davacının hissesine karşılık alınan bir adet daire ile 10.000.-YTL'yi iadeye hazır olduğunu, kendine ait payı da aynı şartlarla diğer davalıya sattığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen kararın Dairece “…dava açan ...'in dava tarihinde...’nin vasisi değil ise de, sonradan vasi olarak atanmış olmasıyla usuli eksikliğin giderildiği, ancak, karar kesinleşmeden...'nin ölümü ile vesayet son bulduğuna göre mirasçılarına tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi…” gereğine değinilerek bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı ... Aslan tarafından açılan davanın HUMK.'nun 409.maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına,... hakkındaki davanın vazgeçme nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece bu kez “…vekaletnamenin düzenlenme tarihinde ehliyetsizlikle malul olan Hüsniye'den alınan vekaletname kullanılarak gerçekleştirilen temliki tasarrufun hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve ... adına oluşturulan tescilinde bu nedenle yolsuz olduğu; diğer taraftan, inşa edilen binada kat irtifakı kurularak oluşan bir kısım bağımsız bölümlerin yargılama sırasında ... tarafından 3.kişilere satılarak devredildiği anlaşıldığına göre, HUMK.nun l86.maddesi gereğince diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorularak sonucuna göre işlem yapılması gerektiği…” gerekçesiyle bozulmuş; mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamından sonra davalı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalı ... bakımından alacak isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ... dışındaki davacılar vekilleri ile davalı ... vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.12.2012 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar ... vd. vekili Avukat ..., davacı ... vk. Avukat ... ... ile diğer temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vk. Avukat ve davacı asil ... gelmediler yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı olduğu biçimde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı ... vekilinin tüm, davacı ... dışındaki davacılar vekilinin aşağıdaki vekalet ücretine ilişkin husus dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, davada, davalı ... aleyhine terditli olarak 7000.-TL. bedel isteğinde bulunulduğu, ne var ki yargılama sırasında adı geçen davalı bakımından davadan feragat edildiği gözetilerek, kendisini vekille temsil ettiren bu davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve tarifenin 12. maddesiyle ilgili Danıştay Dava Daireleri Kurulunun 30.06.2011 tarih 2011/321 sayılı kararı uyarınca anılan miktar üzerinden nispi vekalet ücreti tayin ve takdiri gerekirken yazılı olduğu üzere fahiş avukatlık parasına hükmedilmiş olması doğru değildir. Fakat anılan bu husus, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 11. bendinde yer alan “21.291,15 TL” rakamının hükümden çıkartılmasına, yerine “840,00.-TL” rakamının yazılmasına ve hükmün bu şekliyle düzeltilmesine, 6100 sayılı H.M.K.'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 436/2. (6100 sayılı HMK'nun 370/2. md.) maddesi uyarınca kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alının peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden tarafların vekilleri için 900.00.'er-TL. duruşma avukatlık parasının karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.