Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakanları ...'ın 103 ada 4 parsel sayılı taşınmazı aslında bağış olduğu halde satış göstererek davalıya temlik ettiğini, işlemin mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı şekilde yapıldığını ileri sürerek, tapunun iptali ile taşınmazın adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 3402 sayılı Yasanın 12. maddesi uyarınca 10 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır.
Mahkemece, 3402 sayılı Yasanın 12. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Çekişme konusu 103 ada 4 parselin 10.08.1995 tarihinde murisin bağışından söz edilerek senetsizden davalı adına tespit edildiği, mirasçıların TMK.nun 599. maddesi hükmü gereğince tereke üzerinde murisin ölümünden sonra hak sahibi olacakları, oysa muris kadastro tespitinden önce değil, 13.6.2011 tarihinde öldüğüne göre, herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak dava açabileceği gözetildiğinde somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Ancak zilyetliğin devri suretiyle yapılan işlemler bakımından 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının da uygulanma yeri bulunmamaktadır.
Davanın reddedilmiş olması bu gerekçeyle ve sonucu itibariyle doğrudur. Davacının temyiz itirazları yerinde değildir, reddi ile hükmün düzeltilen bu şekliyle ONANMASINA, 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.