Dava dilekçesinde vasiyetnamenin tenfizi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dava dilekçesinde, muris babası ... ’in 05.04.1983 tarihinde düzenlediği vasiyetname ile kendisine ve davalılara taşınmazları bıraktığını, vasiyetname gereği herkesin kendi yerini fiilen kullandığını belirterek tapuda tescil edilmesi için vasiyetin tenfizini talep etmiştir.Bir kısım davalılar cevabında, bir diyeceklerinin olmadığını beyan etmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazların ifrazının mümkün olmadığından ve vasiyetin infaz kabiliyeti bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.Tarafların murisi ...’in 05.04.1983 tarihli vasiyetname ile ilgili vasiyetin okunması davası görüldükten sonra, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.12.2006 tarih, 2006/203 E.-2003/423 K.sayılı ilamı ile “Vasiyetnamenin tasdiki ve infaz memuru atanması”na karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazların 20.000 m²’den küçük parçalara ayırmak (ifraz) mümkün olmamakla birlikte miras hukuku açısından, tapu kütüğünde mirasçıların paydaş yapılabileceği ve tapunun beyanlar hanesine açıklama yazılabileceği açıklanmıştır.TMK.nun 600.maddesi uyarınca, muayyen mal vasiyeti ile vasiyet alacaklısı kişisel bir istem hakkına sahip olur. Vasiyet alacaklısı yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.Vasiyetnamenin tenfizinin talebi halinde hakim murisin iradesini ayakta tutacak bir yol izlemeli, azami biçimde murisin iradesini yerine getirmeli, vasiyetnamenin tenfizine imkan sağlamalıdır (YHGK, 07.06.1966 tarih, 738/309).
Bu durumda yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda, mahkemece; mahallinde yeniden keşif yapılarak alınacak rapor doğrultusunda, murisin iradesine uygun tenfiz kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.