HÜKÜMLER: Mahkûmiyetık ...
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2014 tarihli ve 2013/444 Esas, 2014/489 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 12.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
A. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; tapu kayıtlarının aleni olması, katılanın basit bir inceleme ile satın aldığı gayrimenkulün vasfını ve durumunu öğrenme imkanının bulunması nedeniyle sanıkların üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
B. Sanıklar ... ve ... müdafinin temyiz isteği; sanıkların üzerlerine atılı suçu işlemediklerine, tapu kayıtlarının aleni olması nedeniyle katılanın satın alacağı taşınmazın
vasfını öğrenme imkanının bulunduğuna ilişkindir.
C. Sanık ...'ın temyiz isteği; üzerine atılı suçu işlemediğine ve tapu kayıtlarının aleni olması nedeniyle katılanın satın alacağı taşınmazın vasfını öğrenme imkanının bulunduğuna
ilişkindir.
D. Sanık ...'ın temyiz isteği; suç işleme kastının bulunmadığına, katılanın zararını giderdiğine ancak makbuzu bulamadığı için mahkemeye ibraz edemediğine ve hakkında lehe
hükümlerin uygulanmamasına ilişkindir.
Sanık ...'ın emlakçı olduğu, arkadaşı olan sanık ...'a... ilçesinde bulunan bir daireyi satmak istediğini, müşteri bulması halinde kendisine haber vermesini söylediği, sanık ...'ın arkadaşı olan sanık ...'a, sanık ...'ın da satın almak için ev aradığını bildiği katılana bu daireden bahsettiği, sanıkların katılana satın alacağı daireyi gösterdikleri, katılanın da daireyi beğenmesi üzerine 30.000,00 TL'ye satın almak üzere sanıklarla anlaştığı, ertesi gün sanıklarla birlikte tapu dairesine giden katılanın taşınmazda ipotek kaydının olduğunu öğrendiği, ancak sanıkların bu ipotek kaydının kaldırılacağı konusunda katılanı ikna ettikleri, sanık ...'ın taşınmazı sahibinden aldığı vekâlet uyarınca katılana devrettiği, katılanın sanıklara toplam 23.000,00 TL verdiği, ancak daha sonra devraldığı taşınmazın sanıklar tarafından kendisine gösterilen daire olmayıp bu daire ile aynı sokakta bulunan ve üzerinde kat ittifakı kurulmuş olan ancak kat mülkiyetine çevrilmeyen bir arsanın bağımsız bölümü olduğunu anladığı, sanıkların bu şekilde eylem ve fikir birliği içerisinde nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia ve kabul olunmuştur.
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık hakkında ceza tayin edilirken yeterli ve yasal gerekçelerle lehe hükümlerin uygulanmadığı anlaşıldığından, sanığın bu yöndeki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısı ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Sanıkların aşamalarda değişmeyen inkara yönelik savunmaları, sadece sanık ...'ın suça konu taşınmazın gerçek sahibi ile irtibatının olması, sanıkların katılana gösterilen taşınmaz ile katılanın satın aldığı taşınmazın farklı olduğunu bildikleri ve en başından itibaren sanık ... ile eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2014 tarihli ve 2013/444 Esas, 2014/489 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2014 tarihli ve 2013/444 Esas, 2014/489 Karar sayılı kararırına yönelik Cumhuriyet savcısı, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...'ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2024 tarihinde karar verildi.