SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, trafik güvenliğini tehlikeye sokma

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Gökçebey Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2016/90 Esas, 2016/209 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü uyarınca 2 yıl 6 ay hapis hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaleti ile 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

Sanık temyizinde özetle; kararın tekrar incelenmesini istemiştir.

1. Sanığın aracı ile trafik kazası yaptığı, 101.8 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, üzerinden sahte sürücü belgesi ele geçtiği iddia ve kabul etmiştir.

2. Sanık özetle; olay günü alkollü olduğunu ama aracı kendisinin kullanmadığını, sahte sürücü belgesini Bursa'da bulduğunu ama üzerine fotoğrafı kendisinin değil arkadaş çevresinden birinin yapıştırdığını savunmuştur.

3. Uzmanlık raporunda özetle, orijinal sürücü belgesinin fotoğrafının değiştirildiği belirtilmiştir.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarihli 2011/8-335 Esas ve 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği cihetle, belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hakime ait olup yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerektiği mahkemece bu konuda aldatma kabiliyeti bulunduğuna dair inceleme ve değerlendirme yapıldığı anlaşılmış ise de; dosyada aslı bulunan suça konu sürücü belgesi üzerinde yapılan incelemede; sanığa ait fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunmadığı ve fotoğraf kenarlarının düzgün formda olmadığı, fotoğrafın belgeye sonradan yapıştırılmış olduğunun ilk bakışta kolaylıkla anlaşıldığının gözlemlenmesi karşısında; bu hali ile suça konu belgenin aldatıcılık niteliği bulunmadığı ve 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine hakkında yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,

B. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Yönünden

1. Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici beşinci maddesinin (d) bendinde yer alan "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,

2. Kabule Göre de;
5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkındaki hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

Resmi Belgede Sahtecilik ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçları Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Gökçebey Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 Tarihli ve 2016/90 Esas, 2016/209 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2024 tarihinde karar verildi.