Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, ... İli, ... İlçesi 2034 ada 2 parselde kayıtlı ... Sitesi içerisinde bulunan taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, site yöneticiliği tarafından site çalışanına(kapıcı) 14 yıldan beri lojman olarak kullandırılmak suretiyle işgal ettirildiğini belirterek, dava konusu yere elatmanın önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 17.519,16 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu binanın bulunduğu yerin site imar planı düzenlemesi sırasında yeşil alan olarak belirlendiğini ve kat irtifakı sonrası ortak alan içerisinde kaldığını, davacının bu yapıya sahip çıkması ve hak iddia etmesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 2034 ada 2 parselde bağımsız bölüm maliki olduğu, sitenin arka tarafında bulunan ve site yönetimi tarafından lojman olarak kullanılan taşınmazın davacıya ait olduğuna ilişkin her hangi bir kayıt bulunmadığı, bu nedenle davacının davaya konu taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesini talep edemeyeceği gibi ecrimisil talep edebilmesi için işgal edildiğini ileri sürdüğü taşınmazın öncelikle ya mülkiyetine ya da zilyetliğine sahip olduğunun ispatı gerektiği, bunun da ispatlanamadığı belirtilerek her iki talep yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde tutulması gereken bir usul kuralıdır. 6100 sayılı HMK'nin 2. maddesi asliye hukuk mahkemelerinin, 4. maddesi sulh hukuk mahkemelerinin görev alanını belirlemiştir. Sulh hukuk mahkemelerinin görev alanının düzenlendiği HMK’nin 4/ç bendi "Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davaları görürler" şeklindedir. Bu düzenlemeden sulh hukuk mahkemelerinin görevli olup olmadığı hususunda özel yasalara atıfta bulunulduğu anlaşılmaktadır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun Ek 1. maddesi "Bu kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh hukuk mahkemelerinde çözümlenir" hükmünü içermektedir.
Somut olayda, davacının kat irtifakı bulunan 2034 ada 2 parseldeki sitede bağımsız bölüm maliki olduğu, davalının da aynı parsel üzerinde bulunan sitenin yönetimi olduğu, dava dilekçesi içeriğinden ve iddianın ileri sürülüş biçiminden çekişmenin, irtifaklı parseldeki sitenin arka tarafında bulunan yapının site yönetimi tarafından site görevlisine lojman olarak kullandırılması suretiyle müdahalesinden ileri geldiği ve bu suretle 634 sayılı Yasa'nın uygulanmasından kaynaklandığı açıktır. Bu durumda, davacının elatmanın önlenmesi talebi yönünden 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun Ek.1 maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu da kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca, davacının elatmanın önlenmesi talebinin, 634 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi kapsamında kaldığı gözetilerek, elatmanın önlenmesi talebinin tefrik edilerek, bu talep hakkında Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi, ecrimisil talebi yönünden ise elatmanın önlenmesi davası bekletici mesele yapılmak suretiyle sonucunun beklenmesi, bu davanın sonucuna göre ecrimisil talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.