Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Osmaniye 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli ve 2016/151 Esas, 2016/395 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; şikâyetçinin rızası dahilinde kira sözlemesini imzaladığına, kastının olmadığına beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanığın, şikâyetçiye ait konutta sözlü kira sözleşmesi ile kiracı olarak bulunduğu, elektrik ve doğalgaz abonelikleri almak için şikâyetçi adına sahte imza atarak "09.10.2014" tarihli kira sözleşmesini tanzim edip abonelik işlemlerinde kullandığı, bu şekilde sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmış, sanık savunmasında suçlamaları kabul etmemiş, mahkemece sanık savunması, tanzim edilen kira sözleşmesi ve tüm dosya kapsamı ile sanığın atılı suçu işlediğinin kabulü ile hakkında temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine yerine imza atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği ve özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının yerine imza atan kimsede sahtecilik kastının varlığının kabul olunamayacağı göz önünde bulundurulduğunda, sanığın aşamalardaki savunmalarında suça konu kira sözleşmesini şikâyetçinin bilgisi ve rızası doğrultusunda düzenleyip, imzaladığını savunması karşısında; şikâyetçinin beyanına başvurularak bu hususun doğru olup olmadığının sorulması, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,

2. Kabule göre de;

Dosya kapsamı itibarıyla taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğunun sabit olduğu anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinde düzenlenen "bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla sahtecilik" suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılıp sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

3. Suç tarihinin gerekçeli kararda 11.12.2015 olarak yazılması, suç tarihinin kira sözleşmesinin abonelik açmak için kuruma ibraz edildiği tarih olduğu, zamanaşımı hükümlerinin uygulanması ihtimaline binaen sözleşmenin kuruma ibraz edildiği tarihin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesinden sonra hukuki durumun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Osmaniye 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli ve 2016/151 Esas, 2016/395 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2024 tarihinde karar verildi.