Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Dava dilekçesinde, tarafların murisine ait taşınmazlar üzerindeki dükkanın yaklaşık 10 yıldır davalı tarafından kunduracı dükkanı olarak işletildiği, murisin 23.05.2012 tarihinde ölümünden itibaren de davacılara herhangi bir kira bedeli ödenmeksizin işletildiği, toplam 33 ay için her bir davacı için aylık 250 TL kira bedelinden toplam 16.500 TL ecrimisilin her aydan itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili istenmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 12.218,02 TL ecimisile hükmedilmiştir.
Davanın kısmen kabulüne dair mahkeme kararı, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paylı mülkiyet halinde tapuda kayıtlı taşınmazdan dolayı paydaşlar arasındaki haksız kullanım nedeni ile ecrimisil istemine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimsil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı yada kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu 185 ada 24 ve 25 parsel sayılı "Kargir Dükkan" vasıflı taşınmazlar tarafların ortak murisi Nazife adına tapuda kayıtlı iken, murisin 23.05.2012 tarihinde vefatı ile taşınmazın mirasçılar adına intikal ettirildiği, davacılar ile davalının 1/4'er pay sahibi olduğu, ayrıca dava dışı Esra'nın da taşınmazlarda 1/4 oranında paydaş olduğu, davalı ... Edibari'nin murisin sağlığında ve halen dükkanları bizzat kendisinin kundura dükkanı olarak kullandığı, davacılar ayrı ayrı çektikleri ihtarname ile (22.12.2014 tarihli ve 13097 ve 13098 YN) 23.05.2012 tarihinden itibaren aylık 250 TL'den toplam 7.750 TL'nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren ödenmesi istenmiş, davalı tarafından davacıların hesabına, 07/02/2014 tarihinde 2012 yılı için ayrı ayrı 233,33 TL, 2013 yılı için 266,66 TL; 23.12.2014 tarihinde ise 2014 yılı kira bedeli olarak 266,66 şar TL yatırıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda murisin vefat tarihi olan 23.05.2012 ila dava tarihi olan 27.02.2015 tarihleri arası dönem için 13.218,00 TL ecrimisil hesap edildiği, mahkemece davalı tarafından 2012 ve 2013 yılı için yapılan ödemelerin mahsup edildiği, 2014 yılı için yapılan ödemenin dikkate alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece, murisin vefat tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava dilekçesinde, davalının taşınmazı 10 yıldır bizzat kunduracı dükkanı olarak işlettiği, halende davalının kendisinin taşınmazı kullandığı belirtmiş, davacı tanıkları da dava konusu taşınmazı davalının, annesinin ölümünden bu yana dükkan olarak kullandığını beyan etmişlerdir. Bu durumda, davalının taşınmazı bizzat kullanması nedeniyle, her ne kadar ecrimisile konu yer dükkan olsa da, intifadan men koşulu gerçekleşmediği sürece diğer paydaşlar ecrimisil talep edemez.
Şu halde Mahkemece, davacılar tarafından davalı aleyhine Kadirli 2. Noterliğinin 22.12.2014 tarihli ve 13097 ve 13098 yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya tebliğ tarihi itibari ile intifadan men koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek ihtarnamenin tebliğ tarihinden dava tarihine kadar ki dönem için davalı tarafından yapılan ödemeler de dikkate alınarak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken intifadan men koşulu aranmaksızın murisin ölüm tarihinden dava tarihine kadar ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, miktar itibarı ile karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.