Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/206 Karar sayılı kararı ile olay günü mağdurenin, komşusu olan suça sürüklenen çocuğun ikametine ekmek almak için gittiği, suça sürüklenen çocuğun evde yalnız olduğu ve mağdureyi ikametin içine sana ekmek vereceğim diyerek çağırdığı ve ikametteyken 5-10 dakika boyunca mağdure ile yalnız kaldığı, mağdurenin alt giysilerini çıkarttığı, cinsel organını okşadığı ve öptüğü, şeklinde kabul edilen olayda; suça sürüklenen çocuğun, çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, fiillerinin çocuksu olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi uyarınca ceza verilmemesi gerektiğine ilişkindir.
Olay tarihinde on iki - on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenip, öngörülen cezaların üst sınırları itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen 7 yıl 6 aylık olağan dava zamanaşımına tabi bulunduğu, hüküm tarihi ile inceleme tarihi arasında bu sürenin dolduğu anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.10.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/206 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.03.2024 tarihinde karar verildi.