Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, öğrenme üzerine bulunulan temyiz isteminin süresinde kabul edildiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
İskenderun Deniz Üs Komutanlığı emrinde görevli sanık Dz.Mot.Er ...'nun 05.09.2014 tarihinde 7 günlük dağıtım iznine gönderildiği, buna göre en geç 12.09.2014 tarihinde Trabzon Deniz Komutanlığına katılması gerekirken katılmadığı, sonrasında 25.01.2015 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine teslim olduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-b maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında özetle; psikolojik problemleri sebebiyle katılış yapamadığını, daha önce de tüberküloz tedavisi gördüğünü beyan etmiştir.
30.01.2015 tarihli ve 1882 sayılı GATA TSK Sağlık Raporunda; sanığın sık tekrarlayan uyum bozukluğu tanısıyla askerliğe elverişli olmadığına karar verilmiştir.
GATA Tıp Akademisi Komutanlığının 17.04.2016 tarihli ek raporunda; uyum bozukluğunun kişinin yargılama yeteneğini etkileyen bir rahatsızlık olmadığı, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasını veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltmayacağı ve 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinden faydalamayacağı belirtilmiştir.
Kovuşturma aşamasında mütalaasına başvurulan psikiyatri uzmanı bilirkişi; sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığını ve adli müşahadesine gerek olmadığını beyan etmiştir.
Sanığın beyanlarında tüberküloz tedavisi gördüğünü belirtmiş olması karşısında, tedavilerine ilişkin evrak getirtilerek, göğüs hastalıkları uzmanı bilirkişiden alınan görüşte; sanığın geçirmiş olduğu tüberkülozla ilgili durumunun TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin A-46 F1 tanımına uyduğu ve suç tarihleri itibariyle askerliğe elverişli olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; beyan ettiği rahatsızlıkları yönünden suç tarihlerinde askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın izin süresini geçirmesine ilişkin mazeret olarak ileri sürdüğü hususların kanuni ve geçerli mazeretlerden olmadığı anlaşılmakla atılı suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin paragrafta yer alan "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine" ibaresinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
19.03.2024 tarihinde karar verildi.