Düşme

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/631 Esas, 2016/235 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine karar verilmiştir.

Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanıkların bir şekilde ele geçirdikleri, mağdur tarafından borçlu hanesi imzalanmış kısmen boş haldeki senedi icra takibine koymalarından ibaret eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 209 uncu maddesinin ikinci maddesi delaletiyle 204 üncü maddesinin birinci maddesine uyduğu gözetilmeden resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetleri yerine hatalı hukuki niteleme yapılarak vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Sanıkların bir şekilde ele geçirdikleri, mağdur tarafından borçlu hanesi imzalanmış kısmen boş haldeki senedi icra takibine koymalarından ibaret eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 209 uncu maddesinin ikinci maddesi delaletiyle 204 üncü maddesinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü belirtilmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanık ...'in sorgusunun yapıldığı 12.11.2015 tarihi olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmesi karşısında, şikâyet yokluğu nedeniyle kurulan düşme hükmü usul ve yasaya aykırı ise de, sonucu itibarıyla doğru bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/631 Esas, 2016/235 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle sonucu itibariyle doğru hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.03.2024 tarihinde karar verildi.