HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; amacının askerlikten kaçmak olmadığına, suç tarihlerinin ve temadinin kesilme tarihinin belirlenmediğine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 42 nci maddesine ve zincirleme suç hükümlerine ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın karar verildiğine ilişkindir.

Sanığın, 28.05.2015 tarihinde, izinsiz olarak birliğinden ayrıldığı, bir süre firar halinde kalmasından sonra 13.11.2015 tarihinde yakalandığı, aynı tarihte birliğine teslim edildiği, 14.11.2015 tarihinde izinsiz olarak birliğinden ayrıldığı, 14.06.2016 - 07.09.2016 tarihleri arasında asker kişi olduğu bilinmeksizin İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı ve tahliyesinde askerî bir makama teslim edilmeksizin aynı suç işleme kastı altında firar suçunu işlemeye devam ettiği, bir süre firar halinde kalmasından sonra

20.02.2017 tarihinde yakalandığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 28.05.2015 - 20.02.2017 tarihleri arasında temadi eden firar suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanığın aşamalardaki savunmalarında; eşi ve ailesiyle ilgili sorunları sebebiyle firar ettiğini beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın mazeret olarak ileri sürdüğü hususların geçerli kabul edilemeyeceği gibi eylemini de suç olmaktan çıkarmayacağının kabulüyle, savunmasına itibar edilmemiş ve suçun sübuta erdiği sabit görülerek sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanığa yüklenen fiillerin 28.05.2015 - 13.11.2015 ve 14.11.2015 - 20.02.2017 tarihleri arasında işlenen müteaddit firar suçunu oluşturduğu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılarak sanığın iki ayrı firar suçundan mahkûmiyetine, "sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek bir kez 10 ay hapis cezası olarak infazına" karar verilmiştir.

Sanığın 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen ve özgü (mahsus) suçlardan olup, yalnızca asker kişiler tarafından işlenebilen, 28.05.2015 - 13.11.2015 ve 14.11.2015 - 20.02.2017 tarihleri arasında kesintisiz sürerek yakalanmakla son bulan iki ayrı firar suçunu işlediği ve savunmalarında da suçlarını ikrar ettiği göz önüne alındığında; Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde görülmüş, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.03.2024 tarihinde karar verildi.